Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Mehdinin Talebeleri ve Hâkimiyeti Nasıl Olacak? PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 24 Haziran 2009
Sual: Mehdiye 313 kişi inanacak ve onun Mehdi olduğunu bilecektir. Başkaları bilmeyecektir. Bediüzzaman da zaten “Bu vazifenin istinat ettiği kuvvet ve manevi ordusu yalnız, ihlâs, sadakat ve tesanüt sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir. Ne kadar az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. İşte o pek kesretli, o muktedir ordu, Âl-i Muhammed (as)  dır. Ve Hz. Mehdi’nin en has ordusudur” (Emirdağ Lâhikası, 2006, s.456) buyurarak bunu ifade etmektedir. Bunu açıklar mısınız?

Cevap: Bu husus açıktır ki, gerçekten Mehdi’ye destek veren “Saff-ı Evvel” olan “Nur Talebelerinin” az olacağını ifade etmektedir. Risale-i Nurun te’lifi ve müdafaası zamanında ve Bediüzzaman’ın hayatında kendisini “Mehdi” bilen bu kadar talebesi olmuştur. Ama bunlar bir ordu gibi güçlü oldukları için devleti dahi korkutmuşlardır. Devlet onlardan korkmuştur. Bu ayrıca peygamberimiz (sav) ile Bedir Harbine katılan “Ashab-ı Bedir” sayısı kadar olması da dikkat çekicidir. Günümüzde bulunan pek çok cemaatlerin ve iktidara gelen siyasilerin dahi korku ve çekingenlik içinde olduğu ve hiçbir şey yapamadıkları düşünülürse o günün 300 Nur Talebesinin ne kadar güçlü ve etkili oldukları anlaşılır.

Sual: “Yeryüzüne dört kişi hâkim olmuştur. İkisi mü’min ikisi kafirdir. Mü’min olanlar, Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman’dır (as)  kâfir olanlar ise, Nemrut ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak “Ehl-i Beytimden Mehdi” bütün yeryüzüne hâkim olacaktır” (Fetevay-ı Hadisiye, İbn-i Hacer-i Heytemi, 39) hadisine ne dersiniz? 

Cevap: Bu hadis doğrudur, haktır ve hakikattir. Ancak bir fark vardır. O da dört kişinin hâkimiyeti maddi ve siyasidir. Hem kısmen o gün insanların yaşadığı “Ortadoğu’ya” hastır. Mehdinin hâkimiyeti ise peygamberimizin (sav) hâkimiyeti gibi mânevidir. Akıllara kalplere ve ilim dünyasına hâkim olacaktır. Fen ve Felsefeyi çürüteceği için fen ve felsefenin hüküm sürdüğü bütün kurumlara, devletlere ve onları idare eden bütün idareci ve ulemanın akıllarına, kalplerine ve ilimlerine tesir edeceği için hakimiyet alanı daha geniştir. Bu bakımdan Hz. Muhammed’in (sav) temsilcisi ve bir ümmeti olarak “Şeriat-ı Muhammediye”nin hakkaniyetini bütün dünyaya kabul ettireceği için peygamberimizin ayrıca övgüsüne ve senasına mazhar olmuş ve “Said, fitnelerden korunan adamdır. O sakalsız ve mazluma zulmedenlere yazıklar olsun” hitabına mazhar olmuştur.

Risale-i Nuru ihlas ve sadakatle okuyan herkes bunu görür ve hisseder. 

Sual: “Dünyanın ömrü bir gün kalsa Allah o günü uzatır ve Ehl-i Beytimden bir adamı gönderir ve yeryüzüne hâkim olur. Zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurur.”  (İbn-i Kesir, 1:23) “Doğudan, Horosan’dan bir kısım insanlar çıkar ve Mehdi’ye zemin hazırlar. Horosan’dan gelen bu siyah sancakları görürseniz, kar üzerinde sürünerek de olsa onlara gidin tabi olun. Mehdi onların içindedir.” (Heytemi, 37, 40) hadisine ne dersiniz?

Cevap: Kıyamet kopmaya bir gün de kalsa mutlaka o günü uzatır ve neslimden Mehdi”yi gönderir” ifadesi “deccal ve Mehdi mücadelesinin mutlaka vuku bulacağına delildir.

Horosan’dan çıkan siyah sancaklar Ebu Müslim-i Horosanî’nin sancaklarıdır. Abbasi devletinin kurulmasına destek olmuştur. Günümüz için yapılan yorumlar benzer olayları yansıtmaktadır ama, gerçekte geçerliliği yoktur ve beklentileri boşa çıkarır. Amerika’ya karşı Afganlıların ve Üsame b. Ladinin ve Hizbullah’ın İran Devrim muhafızlarının ve Humeyni’nin çalışmalarının meşruluğunu göstermek ve ümmeti onların etrafında toplama çabalarının sonucu onlara izafe edilerek anlatılmakta ve tevil edilmektedir. Hepsinin hedefinde Kudüs’ün Yahudilerin işgalinden kurtarılma ümidi vardır. Bunun için 1980, 1996, 2001 ve 2007 tarihleri gibi tarihler verilmiş ve yeni tevillerle yeni tarihler de verilecek ve ümmetin beklentilerine cevap aranmaya devam edecektir. Bu tarihlerin hepsi geçmiş ama, beklenen bir Kurtarıcı kumandan Mehdi gelmemiştir. Mehdi’nin başında kendisine yardım eden bir meleği vardır ve herkes onu görecektir. Melek insanlara “Bu Mehdidir, buna uyun diyecek ve herkes Kâbe’de veya Kudüs’te ona uyacaktır” denilmektedir. Bu rivayetlerin de aslı maddi değil, manevidir. Filistin zulmü ve toprakların Yahudi işgalinden kurtarılması ümidi bu rivayetlerin yayılmasını netice vermiştir. Rivayetlerde Süfyanî olarak geçen hususlar Amerika’ya ve ordusuna izafe edilir. Savaşarak Amerikan ordusunun mağlup edileceği anlatılmak istenir.

Gerçekte ise peygamberimizin (sav) zamanında Türkler Horosan’da bulunduğu, mehdi ve deccal onların içinden çıkacağı için peygamberimiz (sav) Türklere işaret etmiştir. Daha sonra ise Türkler Anadolu’ya gelmiş ve hilafet merkezi İstanbul olmuş ve hadis-i şerifin işari manasını tahakkuk ettirmiştir. Ancak bu hususlar teklif ve imtihan sırrını bozmayacak şekilde olduğu için müteşabihattan sayılmıştır. Bediüzzaman bu hadislerin tevilini Şualarda ve bilhassa 5. Şua’da yapmıştır.
 

Etiketler:  Mehdi Buhtunnasr Zülkarneyen Süleyman Nur Talebeleri Ashab-ı Bedir Ehl-i Beyt Horosan
 
< Önceki   Sonraki >
NUR TALEBELERI
EHL-I BEYT
MEHDI