| Seyyidler Cemaati kimlerdir? |
|
|
|
| Pazartesi, 22 Haziran 2009 | |
Sual: Bediüzzaman “o vazifeleri O’nun cemiyeti ve seyidler cemaati yapacağını rahmet-i ilâhiyeden bekleyebiliriz” (Emirdağ Lahikası, 2006, s.455) buyurur. Hem, “Hz. Mehdi’nin Cemiyet-i Nuraniyesi” (Mektubat, 746-747) buyurarak bir cemiyet ve bir şahs-ı manevi teşkil edeceğini belirtmiş. Ne demek istemiş?Cevap: Tamam işte Bediüzzaman burada kendisinin bir şahıs olarak Mehdi olduğunu ve kendisinden sonra hizmetini cemaatinin, cemiyetinin yapacağını söylüyor. “Seyidler cemaati” ifadesinden “Nur Talebelerinin mânevi ehl-i beytten olacakları” bir kısmının da kendisi gibi neseben Ehl-i Beytten olacaklarını açıkça belirtilmiştir. Zübeyir Gündüzalp ve Mustafa Sungur için “Siz Ehl-i Beyttensiniz” dediği bilinen husustur. Elbette Nur Talebeleri içinde yüzlerce ehl-i beyt vardır ve Risale-i Nur ile hizmet etmektedir. Bir “Nurani Cemiyet” teşkil edecektir ki adı üstünde “Nur Cemaatidir.” Başka bu isimle temayüz eden cemaat var mıdır? Yoktur. Sual: Büyük Mehdinin halleri sabık Mehdi’lere muvafık gelmiyor? (Şualar, 2006, s.909) Ne demek? Cevap: Büyük Mehdi ahir zamanda geldiği ve ahir zamanın çok büyük ınkılaplar dönemi olduğu için hükümlerin çoğu değişmektedir. “Ezmanın tagayyürü ile ahkam tegayyür eder.” Bunda iki husus var: Birincisi: Bu tagayyür ve tebeddülün en önemlisi ahir zamanın şahsiyet zamanı olmaması ve “âhir zamanda gücün şahıstan çok cemaate ve cemiyetlere geçmesidir.” Mesela, eskiden âlimlerin medresesi olurdu. Bu zamanda ise medresenin/ üniversitelerin alimleri ve hocaları var. Eskiden âlimler icazet/diploma verirdi, şimdi üniversiteler veriyor. Üniversite kurumsal kimliktir. Güç şahıslardan kurumlara geçmiştir. Bediüzzaman bunu şöyle ifade eder: “Eski zamanda bu zaman gibi cemaatin ve cemiyetin şahs-ı mânevisi inkişaf etmediğinden ve fikr-i infirâdî galip olduğundan, cemaatin sıfat-ı azimesi ve büyük harekâtı, o cemaatin başında bulunan şahıslara verildiği cihetle o şahılar harika ve külli sıfatlara layık görülmeye çalışıldığı için… öyle tasvir edilmiş. Vâkıa mutabık görünmüyor.” (Şualar, 908) “Zaman Cemaat Zamanı” olmuş. İkincisi: Şimdi Mehdi zamanın gereği ortaya koyduğu hükümlerin çoğu sabık müçtehitlere muhalif olduğu için eskiye bağlı olan din bilginleri tarafından kabul edilmeyecek ve itiraz edilecektir. Hâlbuki Mehdi “esasatta bir değişiklik yapmayacaktır.” O zamanın âlimlerinin ise ilimleri olmayacak ve yeni çıkan meselelere çözüm üretemeyeceklerdir. Geçmiş âlimler de kendi zamanlarında onunla ilgili bir mesele olmadığı için hüküm koymamışlardır. Zamanın âlimlerinin bilgisi de yeterli olmadığı için bocalayıp duracaklardır. Mehdinin hükümlerini kendi hocalarının hükmüne muhalif gördükleri için kabul de edemeyeceklerdir. Bunun için hadisler müteşabih olup bu hususları ifade etmektedir. Mehdi’nin bir görevi de siyasi olduğu için her şeyden önce “Demokrasi, Hürriyet, Adalet ve Seçimle ilgili” yeni hükümler getirecek zamanın uleması da ilimleri olmadığı için kabul edemeyeceklerdir. Büyük Mehdi’nin diğerlerinden farklı olarak çok vazifeleri var. “Siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âleminde, çok dairelerde icraatları var…” (Şualar, 2006, s. 922) Tabii ki Bediüzzaman “Zaman tarikat zamanı değil” hükmü ile tarikatların görevinin bittiğini söylemiştir. “Zaman cemaat zamanı” diye şahıslara bağlılığın bu zamanda geçerli bir hizmet tarzı olmadığını söylemiş ve fiilen ispat etmiştir. “Hediyeyi dahi kabul etmeyerek” hizmet için başkalarına bilhassa “Ehl-i Dalalete” el avuç açmamak gerektiğini ve bununla bu zamanda dine hizmet olmayacağını söylemiştir. “Bu zamanın cihadı manevidir” diyerek Cihadın artık silahla olmayacağını ifade etmiştir. Saltanat yıkılmış ve Meşrutiyete geçilmiş. Bediüzzaman, “Meşrutiyet/Demokrasi şeriattır. Meşveretin uygulamasıdır” diyerek siyasi hükmünü koymuştur. “Muhalefet meşru bir muvazene-i adalet unsurudur” diyerek muhalefeti meşru görmüştür. Bunlar zamanın şartlarına uygun hükümlerdir. “Ezmanın tagayyürü ile ahkâm tagayyür eder” kuralı içtihadın temel kuralıdır. Bediüzzaman da en büyük müçtehit olarak şimdiye kadar yapılamayan en büyük içtihatlarını yapmıştır. Bu durumda tarikat ehli ve silahla cihat yapıyoruz diyenler, para toplayıp binalar ve okullar yapanlar, saltanat özlemi içinde olan ve demokrasiye küfür diyerek kendi akılları ile şeriat getirmek isteyenler Bediüzzaman’a yani Mehdi’ye karşı çıkacaklardır. Ama zamanın şartları onları Bediüzzaman’a yani Mehdiye uymaya mecbur edecektir. Başka çare bulamayacaklar ve Muhiddin-i Arabî’nin (ra) dediği gibi Mehdi’ye mecbur kalacaklardır. Bu ifadeler ve ilgili hadisler bunu anlatmaktadır. Etiketler: Seyyidler Cemaati Cemiyet-i Nuraniye Seyyid Şerif Ehl-i Beyt Zübeyir Gündüzalp Mustafa Sungur |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|