Yazılarım
Soru - Cevap
Şuunât-ı İlâhiye Nedir? | Şuunât-ı İlâhiye Nedir? |
|
|
|
| Cuma, 15 Şubat 2008 | |
|
SUAL: Selamünaleyküm Mehmet Ali abi, Çalışmanız gerçekten şuunat-ı İlahiye'ye dair Risale-i Nur’da değişik yerlerde yer alan metinleri toparlayıcı ve değerlendirici güzel bir çalışma olmuş. Fakat bana göre şuunat'ı "işler" diye tabir etmek farklı anlamlar çağrıştırıyor. Ayette geçen Cenab-ı Hakkın her an farklı işte olması aslında fiil ve faaliyetle ilgili bir durum değil mi? Üstad 24. Mektup'ta tüm faaliyetlerin kaynağının şuunattan olduğunu belirtiyor. Ve bilindiği üzere lezzet-i mukaddese, şevk-i mukaddes, iftihar-ı mukaddes gibi şe'nlere dikkat çekiyor. Aslında bizdeki "istidad"lar ya da duygular (muhabbet, şevk, lezzet, öfke, iftihar vs.) Cenab-ı Hakkın şuunatını bilmek için verilmiş diyemez miyiz? Üstad sizin de alıntı yaptığınız bir yerde istidat ya da kabiliyet diye tabir edemediğimiz şuunat ifadesini kullanıyor. Bazı yazılarda ve derslerde bu konu geçerken fiil ile şe'n aynı paralelde zikrediliyor. Sizin yazınızda bu anlamda kullanılmasa da bu anlamı çağrıştıracak ve zihinlerindeki kalıpları değiştirmeyenlerce farklı yorumlanacak cümlelerin bulunuyor. Belki belirttiğim gibi 24. Mektup'ta yer alan “Muhabbet, lezzet, iftihar-ı mukaddese vs.” net yaklaşımlar da yazının içeriğinde yer alsaydı çok daha iyi olurdu. Farklı değerlendirmelerin önü alınabilirdi. Selam ve muhabbetle... CEVAP: Aziz, değerli ve müdakkik kardeşim, Arapça’da “Şe’n”in çoğulu “Şuunât”tır. Anlamı iş ve işler demektir. Fiil ve Faaliyet her alanı kapsayan bir husustur. Bu sadece maddi olmaz, duyular ve duyguların faaliyette olmasını da kapsamaktadır şüphesiz. Siz müdakkik kardeşlerimiz elbette bu konuda çok şeyler bulacak, araştıracak ve yazacaksınız. Bu konu Sıfatların Esma-i İlâhiye ile tezahürü gibi, Esmanın da Şuunât tarzında tezahürünü ifade etmektedir. Bu elbette her alanı kapsayan çok geniş ve Bediüzzaman’ın açtığı Marifetullah kapsının en genişidir. Elbette “Habib” isminden muhabbet, muhabbetten lezzet ve daha başka manalar zuhur edecektir. Bunlar da Allah’ın işleridir. Hayvanların duyu ve duyguları, bitkilerin de renk, koku ve şekilleri Şuunâtın bir başka şekilde tezahürüdür. Elbette Allah’ın işleridir. Aynı şekilde atomların işleri ve bileşimleri, moleküllerin ve organların iş ve işlemleri ve işlevleri, bunların sonuçları hep şuunât-ı İlâhiyenin tezahürüdür. Şuunât ikiye ayrılır: Birincisi işler, ikincisi de keyfiyetler ve hallerdir. Sonuçta bir somut diğeri soyuttur; ama ikisi de iştir. Kalp ve zihnin faaliyeti muhabbet ve tefekkür gibi keyfiyetler de olsa sonuçta bunların tezahürü iş olmaktadır. Her işe bir isim de verilebilir. O zaman Esma olur. İsim devamlı olsa bu durum bir Sıfat halini alır. Neticede hepsi de Zat-ı Vahid-i Ehade delalet eder. Üstadın “Mevcudatta görünen intizam-ı hikmet, tezyîn-i inâyet, tevzîn-i adalet, Sani-i Hakîmin şuûnâtına âyinelerdir” buyuruyor Mesnevide. Burada hem iş vardır hem de keyfiyet. Dolayısıyla Şuunâtın dairesi çok geniş. İnsanların duyguları da akıl ve onun keşfettiği tüm âlemler de Şuunatın anlaşılması içindir. Doğrudur. Bizim çalışmamız yenidir, eksiktir ve noksandır. Bu sahada çok çalışmalar lâzımdır. Biz bunu “Akaid ve Kelam” ile ilgili yaptığımız çalışmada Sıfat, Esma ve Şuunat olarak ele almıştık. Bundan bir bölümdür. Akaid ve Kelam kitaplarında bu konu hiç yoktur. Bediüzzaman’ın açtığı gösterdiği yeni kapı ve geniş bir sahadır. Bediüzzaman’ın Eş’ari ve Maturudi, Seyid Şerif Cürcânî’den daha üstün bir âlim olduğunun da delilidir. Şuunatı bilmeyen maalesef “Cüz’iyata ilm-i ilahi taalluk etmez ve Allah cüz’iyatı yaratmaz” diye dalalete gidiyorlar. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|