Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Sosyal Hayat
Advertisement
Sosyal Hayat
IRKLAR TANIŞMAK İÇİNDİR PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 03 Mart 2008
M. Ali KAYA

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız ve aranızdaki münasebetleri bilesiniz diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık” (Hucurat, 13) buyurur. Bediüzzaman’ın yorumu ile “tanışma, birbirini sevme ve yardımcı olmak için kabilelere ayrılmıştır, birbirine üstünlük taslamak ve birbirini inkar etmek, inatlaşmak ve düşmanlık etmek için değildir.”

Nasıl ki bir neferin takımında, bölüğünde, taburunda birer münasebeti ve birer vazifesi vardır. Askerde fırkalara, taburlara e bölüklere ayrılmak bu vazifeleri yapmayı kolaylaştırmak içindir. Her insanın toplumda, heyet-i içtimaiyede silsilevari, birbiri içinde, birbirini tamamlayan bağları ve vazifeleri vardır. Karmaşık ve vazifeler belirgin olmasa tanışma ve yardımlaşma mümkün olmaz.
Devamını oku...
 
HADİSLERDE SOSYAL HAYAT PDF Yazdır E-posta
Cuma, 08 Şubat 2008

M. Ali KAYA

Sosyal hayat sosyal münasebetlerden oluşan günlük hayattır. Günlük hayatımız ise insan ihtiyaçlarının giderilmesi amacı ile ortaya çıkan faaliyetler zinciridir. Sosyal hayat bir bütündür ve bütün insanları ve toplumları kapsar. Sosyal hayattan yoksun olmak aslında yaşamamak ve hayattan kopmak demektir.

İnsan ihtiyaçları yemek-içmek, giyinmek, korunmak ve barınmak gibi temel ihtiyaçlar üzerine kurulmuştur. Tabii ki bu en basit bir sosyal hayatı anlatmaktadır; ama bunlarsız bir hayat zaten mümkün değildir. Buların dışında eğitim, sanatsal faaliyetler ve siyasi mücadeleler de sosyal hayatın artık olmazsa olmazı konumundadır. Bunun için insanlık ne derece tekâmül ederse sosyal yaşantı ve hayat standardı da ona göre yükselmektedir.
Devamını oku...
 
KURANDA SOSYAL HAYAT PDF Yazdır E-posta
Cuma, 08 Şubat 2008
M. Ali KAYA
Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Kendileri ihtiyaç içinde de olsalar başkalarını öz canlarından üstün tutarlar ve onlara infak ederler” ayeti ile kendilerinden fedakârlık eden ve başkasını düşünen insanları övmektedir.  Buna “İsar hasleti” denilmektedir ki sahabelerin en güzel ve kur’anın övgüsüne mazhar olan hasletlerindendir.

Sosyal hayatın en büyük sebebi yardımlaşmadır. Yardımlaşma olmadan sosyal hayat olmaz. Zaten sosyal hayatı öldüren de bencillik, kendi menfaatini başkasının zararında görmek ve yardımlaşmayı öldüren her nevi faaliyet değil midir? Bunun için yüce Allah Kur’an-ı kerimde “İyilik ve hayırda birbirinizle yardımlaşın, günahta ve fenalıkta birbirinizle yardımlaşmayın”  buyurarak iyilik ve hayırda yardımlaşmayı emretmektedir.
Devamını oku...
 
BEŞERİ MÜNASEBETLER PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 04 Şubat 2008
M. Ali KAYA
Beşeri münasebetler, insanlar arası ilişkiler anlamına gelen bir tabirdir.

İnsan kâinatın bütün envaı ile alakadardır. Arzuları ve emelleri ebede kadar uzanmıştır. Böyle bir istidat ve kabiliyette yaratılan insan dar bir daire içinde hapsedilemez. Şayet hapsedilirse ondaki sonsuz kabiliyetler ve duygular inkişaf etmez.  Hâlbuki insanın yaratılış amacı Allah’ın kendisine verdiği kabiliyetleri geliştirmek ve cennete layık hale getirmektir. Bu kabiliyetler ancak hürriyet ortamında inkişaf eder. Her nevi baskı ve istibdad insandaki kabiliyetleri öldürür.

İnsanlar arası ilişkilerde dikkat edilmesi gereken birinci kural insanların hak ve hürriyetlerine saygılı olmaktır. İnsan hakkı denince sadece hukuksal haklar akla gelmemelidir. İnsanın saygı görme ve sevilme ihtiyacı ve hakkı da vardır. Dinimiz bunun için insanın manevi şahsiyetini rencide edecek olan gıybet, dedikodu, iftira, su-i zan ve töhmet altında bulundurmayı yasaklamıştır. Saygı büyüğe karşı gösterilir, sevgi ise büyüğün küçüğe karşı göstereceği en önemli yaklaşım tarzıdır. Küçük büyüğe saygı göstermezse sevgi hakkını kaybeder. Beşeri münasebetler işte bu saygı ve sevgi esası üzerine kurulur. Bunun için peygamberimiz (sav) “Büyüğüne saygısı olmayan, küçüğüne sevgi ve şefkat göstermeyen bizden değildir” buyurmuşlardır.
Devamını oku...
 
BUNALIMLARIMIZ VE ÇARELERİ PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 30 Ocak 2008
              M. Ali KAYA

            Bediüzzaman 1942 yılında Eşref Edip’le  mülakatında: “Dünya, büyük manevi bir buhran geçiriyor” diyordu. Devamla “Manevi temelleri sarsılan garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felaketi gittikçe yeryüzüne dağılıyor.” Bu müthiş sâri illete karşı İslam cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, batıl formülleriyle mi? Yoksa İslam cemiyetinin ter-ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.”  
            Madde mana ile değer kazanır. Kelime manasız olursa bir değeri olmayacağı gibi, bedenin de ruhsuz bir değeri yoktur. Toplumlar ve devletler birer şahs-ı manevidir. Sosyolojik olarak toplumun bir dış yapısı, bir de toplumu oluşturan manevi değerleri vardır.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 64 - 69 Toplam: 69