Yazılarım
Sosyal Hayat
BEŞERİ MÜNASEBETLER | BEŞERİ MÜNASEBETLER |
|
|
|
| Pazartesi, 04 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Beşeri münasebetler, insanlar arası ilişkiler anlamına gelen bir tabirdir. ![]() İnsan kâinatın bütün envaı ile alakadardır. Arzuları ve emelleri ebede kadar uzanmıştır. Böyle bir istidat ve kabiliyette yaratılan insan dar bir daire içinde hapsedilemez. Şayet hapsedilirse ondaki sonsuz kabiliyetler ve duygular inkişaf etmez. Hâlbuki insanın yaratılış amacı Allah’ın kendisine verdiği kabiliyetleri geliştirmek ve cennete layık hale getirmektir. Bu kabiliyetler ancak hürriyet ortamında inkişaf eder. Her nevi baskı ve istibdad insandaki kabiliyetleri öldürür. İnsanlar arası ilişkilerde dikkat edilmesi gereken birinci kural insanların hak ve hürriyetlerine saygılı olmaktır. İnsan hakkı denince sadece hukuksal haklar akla gelmemelidir. İnsanın saygı görme ve sevilme ihtiyacı ve hakkı da vardır. Dinimiz bunun için insanın manevi şahsiyetini rencide edecek olan gıybet, dedikodu, iftira, su-i zan ve töhmet altında bulundurmayı yasaklamıştır. Saygı büyüğe karşı gösterilir, sevgi ise büyüğün küçüğe karşı göstereceği en önemli yaklaşım tarzıdır. Küçük büyüğe saygı göstermezse sevgi hakkını kaybeder. Beşeri münasebetler işte bu saygı ve sevgi esası üzerine kurulur. Bunun için peygamberimiz (sav) “Büyüğüne saygısı olmayan, küçüğüne sevgi ve şefkat göstermeyen bizden değildir” buyurmuşlardır. “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” hadisi de insan ilişkileri açısından ele alındığı zaman çok mükemmel bir prensip olduğu görülecektir. Yardımlaşma insanlığı bir arada tutan en büyük amildir. Hayat-i içtimaiye bu esas üzere döner. İnsanların birbirlerine yaklaşımı yardımlaşma için olsa, yardımlaşma da kolaylaştırma esasına dayanırsa ne derece müessir olacağı açıktır. Beşeri münasebetlerde uyulması gereken en önemli kurallardan birisi de “İyilik yapmaktır.” Yardımlaşma insanların birbirlerine yaptıkları en önemli iyiliktir. Çünkü yardım bir ihtiyaçtan doğar ve bir ihtiyaca cevap verir. İhtiyaçtan kaynaklanmayan iyiliklerin değeri yoktur. Yüce Allah Kur’an-ı kerimde insanları hep iyiliğe ve iyilik yapmaya çağırır. İyiliği yaparken veya bir iş yaparken de daima iyi şekilde yapılmasını da emreder. “İyi işler yapın. Allah iyi işler yapanları sever” (Bakara, 2:195) “İyiliğin karşılığı iyilik değil midir?” (Rahman, 55:60) diye sorar ve iyiliğe teşvik eder. İyilik peşinde koşanların dünyada da ahirette de iyilik göreceğini ifade eder. (Nahl, 16:30) Beşeri münasebetlerde dikkat edilecek diğer bir husus insanlara yumuşak davranmak ve cana yakın olmaktır. Peygamberimiz (sav) bu konuda da “Ateş yumuşak huylu, kolaylık gösteren ve cana yakın kimselere dokunmaz” buyurmuşlardır. Toplumda yaşamak mecburiyetinde olan nur talebelerinin mutlaka sosyal olması gerekir. Sosyal hayat aktiftir. Aktivite gerektirir. Pasifliği kaldırmaz. Sosyal yönü zayıf, kendine güveni olmayan insanlar toplumda kabul görmez. Böyle olunca zamanla dışlanır. Böyle bir insan kendisindeki eksiklikleri görmez toplumu ve başkalarını suçlar. Bir şeyi bilmek uygulamak için yeterli değildir. Hayatta başarı bilmeye değil uygulamaya bağlıdır. İş konusunda durum böyle olduğu gibi, beşeri münasebetlerde de böyledir. İnsanlar ile iletişim kurmak, pazarlama yapmak, bir şeyler öğretmek ve insanları etkilemek için mutlaka teknik ve yöntemler belirlemek gerekir. İnsan bilmediğinden değil, bildiğini metotlu bir şekilde öğretemediğinden ve tekniğine uygun uygulayamadığından kaybeder. Bundan dolayıdır ki Zübeyir Abi “Davasını ifade eden kazanır” demiştir. Bilmek başka ifade etmek daha başkadır. Günümüzde bilgiyi yaymak, ürettiği malı pazarlamak ve siyasi düşünceyi ifade etmek ve insanları etkilemek için pek çok kurslar ve seminerler düzenlenmektedir. Bu kurs ve seminerlerin amacı insanlara teknik öğretmektir. Kur’an-ı Kerim bize “İyilik yapın” emretmektedir. Ancak bu iyiliği kime, nasıl, ne için, hangi metotla ve muhatabı kırmadan ikna ederek nasıl yapılacağını bizim akıl ve zekâmıza bırakmıştır. İnsanların akıllı ve zeki olanları uygulamadaki becerisi ile ortaya çıkar. Ahmaklığın tarifi “iyilik yaparken kötülüğe sebep olmak” “kaş yapayım derken göz çıkarmak”tır. İman hizmeti yapan nur talebelerinin kaybettiği husus ve kendilerini ifade edememelerinin altında teknik ve usuldeki hatalardır. Bunun için YASEM seminerlerini önemsiyorum. Bu seminerleri yapanları tebrik ediyorum, takdir ediyorum. Seminere katılanları gönülden tebrik ediyorum, teşvik ediyorum. Her yapılan işte mutlaka eksikler, yanlışlar ve yanlış anlaşılmalar olacağını kabul ediyorum. İyi niyetle yaklaşılması gereğine inanıyorum. Bu seminerlerin meyvelerini zaman içinde mutlaka alınacağını ve müesseselerimiz açısından çok büyük atılımlara sebep olacağını da görür gibi inanıyorum. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|