|
Sayfa 1 Toplam: 2
M. Ali KAYA
“ Bir fikre davet cumhur-u ulamanın kabulüne vabestedir. Yoksa davet bidattır; reddedilir” buyuran Bediüzzaman “Umum ümmet cadde-i kübrada gidebilir. Hususi ve dar caddelere sevk edenler idlal ediyorlar” diyerek umum insanlığın genel prensipler etrafında toparlanabileceğini ifade etmiştir.
Bediüzzaman asrımızın ruh ve maneviyat doktorudur. Hastalığı teşhis etmiş, çarelerini ve devasını da ortaya koymuştur. “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet ve ittifak silahı ile cihat edeceğiz” ifadeleri Bediüzzaman’a aittir ve asrımızın problemlerini ve çarelerini gösteren en veciz ifadeleridir. Bu vecizede “ Cihat” kavramının ve “ Düşman” tanımının farklı açılımları ve asrımıza ait tarifleri vardır.
Cehaletin fakirliğin olduğu toplumlarda ihtilafın olması tabiidir. Bunun çaresi ise ilim ve marifettir. Zenginlik ise ilimden kaynaklanan fen ve sanatın sonucunda ortaya çıkan servettir. Asrımızda devletlerarası savaşlar silahlardan çok ekonomik çıkarlar etrafında cereyan etmektedir. Asrımızın ihtiyaçlarını en iyi şekilde tespit eden ve geleceği Kur’ân-ı Kerimin gayb-âşina gözü ve imanın feraseti ile gören Bediüzzaman “ Bu zamanda i’lây-ı kelimetullahın birinci sebebi, maddeten terakki etmektir. Zira ecnebiler bizi onunla istibdâd-ı manevileri altında eziyorlar” buyurarak maddi terakkinin zamanımızın cihadında büyük rol oynayacağını teşhis ve tespit etmiştir.
Fakirliğin ve ihtilafın giderilmesi için “uhuvvet ve muhabbet dairesinde ittifaka” ihtiyaç vardır. İttifak ise “imtizac-ı efkârla” heva ve hevese tabi olmadan “hüdaya tabi olmakla” mümkün olur. İmtizac-ı efkâr ise, evvelâ doğruların bilinmesi ve ilimle; o da “marifetin şua-ı elektriği ile” olacaktır.
Mü’minler arasındaki ihtilafı giderecek ve ittifakı sağlayacak olan esaslar neler olabilir? Bu mesele üzerinde ne kadar fikir yürütülse yeridir. Birlikten kuvvet doğar. İhtilafta ise kuvvetliler de zaafa düşerler. Nitekim “iki kahraman birbiri ile güreşirken bir çocuk ikisini de dövebilir.”
Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde “Ahir zamanda Deccal ve Süfyan gibi dehşetli ve muzır şahıslar ehl-i islâmın aralarındaki ihtilaflardan istifade ederek az bir kuvvet ile onları mağlup edeceğini” bize haber vermektedir.
İttifak, asgari müştereklerin odak noktasıdır. Bu da kusurları ve ihtilaf noktalarını değil, faziletleri ve ittifak cihetlerini görmeye bağlıdır. Öyle ise mü’minler “birbirlerinin kusurlarını görmeyerek yekdiğerinin kusurlarına karşı gözlerini yummalıdır.” Uhuvvet ve ihlâsın gereği budur. Sevgi ve muhabbet imanın netice-i zaruriyesidir. Bu da “Allah için şahsî menfaatini dine ve millete feda etme” faziletinden doğar. “Allah için sevgi” Allah’a inananların işidir.
***
Müslümanların birliği, müslümanların cemaatine uymakla sağlanır. Cemaat, müslümanların çoğunluğu ve ekseriyetidir. Cadde-i kübradır; umum mü’minlerin caddesidir. Umum ümmet cadde-i kübrada gidebilir. Bu caddede “Lâ ilâhe illallah” diyen her fert dâhildir. Haricinde hiçbir müslüman yoktur.
Peygamberimiz (sav) “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan yetmiş ikisi cehennemdedir, birisi cennettedir. Onlar da benim sünnetime uyan ve sahabelerimin yolundan gidenler ve müslümanların cemaatine uyanlardır” (İbn-i Mâce, Fiten, 17; Müsned-i Ahmed, 3:145; 4:102; İbn-i Hacer, Fethu’l-Bârî, 16:146) buyurması gösteriyor ki müslümanların çoğunluğu “ehl-i sünnet ve’l-cemaat”tir.
Fitne dönmelerinde peygamberimizin (sav) bizlere tavsiyesi “Müslümanların imamına ve cemaatine uymaktır.” (Buhari, Fiten, 11; Müslim, İmaret, 51) Bu hadisin iki anlamı vardır. Birincisi, siyasi anlamda devlet başkanı ve idareciye itaat etmek ve asayişi ihlal edici fitnelere alet olmamaktır. Zira bu büyük haksızlık ve zulümleri netice verir. İkincisi de, manevi olarak zamanın müceddit ve müçtehidine uymak ve müslümanların çoğunluğundan ayrılmamaktır. Bu da dinin selameti ve istikametin muhafazası açısından önemlidir. Bu manayı takviye eden bir diğer hadis-i şerifte peygamberimiz (sav) “Size cemaati tavsiye ederim. Ayrılıktan sakının. Zira şeytan iki kişiden uzak durur. Cennetin ortasını isteyen cemaatten ayrılmasın” (Tirmizi, Fiten, 7) buyurmaktadır.
|