| Fıtrattan Doğan Düzen |
|
|
|
| Pazar, 24 Ekim 2010 | |
|
M. Ali KAYA Beşeri kurumların ve bireylerin farklı amaçları ve kendi çıkarları olsa da diğer kurumların ve insanların çıkarlarına hizmet etmektedirler. Bu keşif Adam Smith, Davide Hume ve Adam Ferguson tarafından geliştirilmiş ve İngiliz aydınlanmasının özünü oluşturmuştur. Adam Ferguson insan faaliyetlerinin toplumda beşeri tasarımın akıl edebileceğinden daha üstün bir düzen biçiminin oluştuğunu keşfetti. İslam bilginlerinden Gazali “Mümkünatta daha mükemmeli yoktur” şeklinde formüle ettiği bu düzen asırlar sonra Avusturyalı Frederic Hayek’in düşüncelerinin şekillenmesine sebep olmuştur. Hayek “doğal/fıtrî ve “yapay/insani” kurumlar yanında üçüncü olarak “toplumsal kurumların” bulunduğunu ifade etti. Bu kurumlar insanlar tarafından icat edilip tasarlanmadıkları halde, insan aklı ve toplumun evriminden öte gelişme kaydetmektedir. Fıtrî olarak oluşan bu düzen toplumsal çarkların belli bir merkezden idare edilmesine gerek kalmadan mükemmel işler. Hür bir toplumun düzeni insanların ne yapacaklarını söyleyerek ve öğreterek değil, beşeri ihtiyaçların tazyiki ve yönlendirmesi ile bireylerin amaçlarını gerçekleştirecek şekilde gelişme kaydeder. Hatta keşif ve icatlar dahi ihtiyacın insanları sevk etmesinden kaynaklanmaktadır ki bu hususu Bediüzzaman “İhtiyaç medeniyetin üstadıdır” veciz cümlesi ile ifade etmiştir. Yine Bediüzzaman yirmi üçüncü sözde “medeni keşiflerin ihtiyaçtan dolayı Allah’ın ilhamı ile insanlara ihsan edildiğini” ifade ederken bu gerçeğe dikkatimizi çekiyordu. Hayek’e göre üç toplumsal kural vardır. Birincisi, parlamenter yasama kuralları olup biz insanların koyduğu kurallardır. İkincisi, adil veya adaletsiz davranışlarımızı etkileyen duygularımızın oluşturduğu; ama kelimelere dökemediğimiz kurallardır. Üçüncüsü de faydalı davranışlarımıza ilişkin kurallar grubudur ki bunlar kanun halinde olmayan ilkelerle yaklaşabildiğimiz kurallardır. İyi-kötü, ahlâki ve ahlâki olmayanlar gibi… Bu üçüncü kategoride bulunan kurallar/ilkeler yazılı kurallar dediğimiz kanunların yapımına yol gösterirler. İkinci ve üçüncü kategoride ifade etmeye çalıştığımız kurallar beraberce insan zihninin ötesinde karmaşık düzenin doğru şekilde fıtri olarak işlemesini sağlarlar. Karmaşık toplumsal düzenler işleyebilmek için özgürlüğe ihtiyaç duyarlar. Çünkü bunların ahenkli işleyişini sağlayacak olan enformasyon ve bilgi asla merkezî otorite tarafından bir araya getirilemez. Kanunları kullanarak ikinci ve üçüncü kategorilerdeki (duygusal ve ahlâkî) kuralları değiştirmek mümkün değildir. Toplumda insanların yaşamalarını sağlayan refah ve nüfus düzeyini ayarlayan beşeri bilginin tamamının toplamıdır. Sovyet Rusya’nın komünist rejimi birinci şıkkı esas alıp son iki nevi kuralları değiştirmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Özgürlükleri kısarak zenginliği kazanmak mümkün değildir. İnsanların irade ve akıllarını kullanmaları ancak hürriyet ortamına bağlıdır. Baskıcı rejimler binlerce aklı ve iradeyi susturup tek bir akıl ve iradenin emrine soktuğu için üretici olamadılar. İlerlemeyi ve gelişmeyi emirlerle idare etmek imkansızdır. Bunun için hürriyete ihtiyaç vardır. Düzenli bir toplumun gelişebilmesi için gücün devletin elinde toplanması yerine vatandaşlar arasında dağılması özel bir öneme sahiptir. Böyle olmadığı taktirde önemli faaliyetlerin meydana gelmesi imkansızdır. Hür bir toplumda insanların yaşamaları minimum düzeyde devlet baskısı görür; ancak bu bir anarşi meydana getirmez. Hür bir toplumda hayat zor olabilir; zira herkesin hayata uyumu için gayret etmesi gerekir. Hür bir toplumda sanki görünmeyen bir el insanların kendi amaçlarını gerçekleştirirken toplumun amaçlarına hizmet ettirir ve insanların ihtiyaçlarını görmeye zorlar. Bu da düzeni oluşturur. Hür toplum ahengi destekler, ihtiyaç ve bunların giderilmesi, arz ve talep dengesi ahenkli bir ticari ve sosyal hayatı meydana getirir. Dini ve fikri çatışmalar oluşmaz. Böylece ahenkli ve düzenli bir toplum meydana gelir. Özgürlük düzen oluşturur. Fıtrî ihtiyaçlar arz ve talebi dengeler ve sosyal hayatı düzene koyar. Güç gerekli olduğu kadar toplumda eşit şekilde dağılır. Bu da barışa ve dayanışmaya sebep olur. Bütün bu sebeplerden dolayı hürriyeti ve özgürlüğü savunmak fıtrî düzeni yani Allah’ın koyduğu düzeni savunmaktır. Bu nedenle Allah’a inanan her insan hürriyetçi ve her nevi baskıya karşı olmalıdır. İslam dinini “fıtrat dini” olmasının bir anlamı da budur. Etiketler: Düzen Fıtrat Hürriyet Fıtrattan Doğan Düzen Toplumsal Kurumlar Hürriyet Ortamı Toplumsal Düzen |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|