Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Sosyal Hayat arrow HAYAT MERTEBELERİ
Advertisement
HAYAT MERTEBELERİ PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 03 Mart 2008

M. Ali KAYA

 Hayat Allah’ın “Hayy” isminin tecellisi. Tüm kainata ve her şeye şamildir. Yüce Allah kainatta hayatı murat etmiş. Her şeyden ve her yerden hayatı çıkarıyor. Maddeyi hayata hizmet ettirdiği gibi, sudan, topraktan, ısıdan, ışıktan, karanlıktan, nurdan ve sesten hayatı çoklukla yaratıyor. Melekleri nurdan, cinleri nardan, insanları topraktan yaratan Allah  başka şeylerden de hayatın diğer mertebelerini irade ediyor. Kudreti ile çıkarıyor.

Ölüm yokluk değil, bir hayat mertebesinden daha mütekamil diğer bir hayata terakki etmektir. Bunun için denebilir ki yokluk yoktur. Vücuda gelen her varlık hayat mertebelerinde terakki ederek tekamül etmektedir. Kokuşmuş bir et parçasından yüce Allah önce kutçukları yaratıyor, sonra onları sinek hayatına terakki ettiriyor. Kurbağanın terakki ve tekamülü ile ipek böceğinin başkalaşım geçirmesi görünen örneklerden birkaçıdır.


Bu kanun tüm varlıklarda geçerlidir. Ölüm bir terakki ve tekamüldür. Elbette hayat mertebelerinin en üstünde olan insanın ölümü, fani dünya hayatından baki diğer bir aleme terakki etmektir.

İnsanın da hayat mertebeleri farklıdır. Bizim hayatımız yeme-içme gibi çok kayıtlarla mukayyettir. Kabir alemi ki dünya ile ahiret alemi arasında berzahtır. Orada insanın farklı bir hayatı vardır. Şehitlerin hayat mertebesi farklıdır. Elbette Hz. İsa (AS) ve Hızır (AS)ın hayatı bizim hayatımızdan farklıdır. Hayatları bizim gibi kayıt altında değildir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz. Onlar hayattadırlar; ama sizler farkına varmazsınız.” (Bakara, 2:154) buyurur. Bediüzzaman’ın yorumu ile “Şehit kendini hayatta ve diri bilir. Feda ettiği hayatı ölüm acısını tatmadığı için hayatın kesintiye uğradığını bilemezler. Yalnız daha temiz ve tehlikesiz olarak bulurlar. Diğer ölülere nispetle durumu şudur. İki adam çok güzel bir rüya görür, biri kendini ölmüş bildiği için aldığı lezzet çok azdır. Diğeri kendini uyanık bildiği için gerçekten zevk alır.”

Kabir aleminde hayat cismani değil; ruhanidir. Yani bedensel değil, rüyada olduğu gibi ruha ait bir hayattır. Rüya alemi, misal aleminin gölgesidir, o da berzah, yani kabir aleminin bir gölgesi gibidir. Bunun için prensipleri ve kuralları da birbirine uygundur. Birbirine benzer.

Bediüzzaman’ın işaretler nevinden bizlere açtığı “Sünûhat” kapıdan “Risale-i Nur” hazinesine girerek hayatın pek çok hakikati keşfedebiliriz.

 

 
< Önceki   Sonraki >