Yazılarım
Sosyal Hayat
İSLAM DÜNYASININ UYANIŞI | İSLAM DÜNYASININ UYANIŞI |
|
|
|
| Çarşamba, 05 Mart 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Namaz, oruç ve zekatın terk edilmesi ile “seferberlikte” çektiğimiz sıkıntıların temel sebebi olduğunu daha önce açıklamıştı. Hac ibadetinin terk edilmesi ise yüce Allah’ın öfkesini ve kahrını üzerimize çektiğini daha sonra ifade etmektedir. Bediüzzaman hac ibadetini ihmalden doğan sıkıntıların günahlara kefaret olmaktan ziyade “kessaretü’a-zünüb” olsu. Yani günahların artmasını netice verdi. Haccın hikmeti dünya Müslümanlarının tanışarak birbirlerinin fikirlerinden faydalanmak, “tevhid-i efkar” denilen fikir birliği oluşturmak, yardımlaşma ve “teşrik-i mesai” dediğimiz birlikte çalışma yapmayı sağlamak idi. Nasıl ki Cuma namazı Müslümanların birliğini sağlıyor ise, tüm dünya Müslümanlarını bir araya getiren hac ibadeti de yukarıda saydığımız tüm dünya Müslümanlarının ortak siyasetini oluşturması gerekiyordu. Bu ihmal edildi. Müslümanların ibadet için bile olsa bir araya gelmemeleri İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürdü. Bu da Müslümanların birbiri aleyhine çalışmalarına ve düşmanlarının siyasetine alet olmalarına vesile oldu.Hindistan düşman zan ederek babasını öldürmüş başında oturup feryat ediyor. Kafkas ve Tatar öldürülmesine yardım ettiği annesi olduğunu iş işten geçtikten sonra anlamış ayak ucunda ağlıyor. Araplar yanlışlıkla kardeşini öldürmüş hayretinden ağlamayı da bilmiyor. Afrika biraderini tanımadığı için öldürmüş şimdi vâveylâ ediyor. İslam dünyası da bayraktar ve bahadır oğlunu gafletle bilmeyerek ölümüne yardımcı olmuş bir anne gibi saçlarını çekerek âh-u fizâr ediyor. Maalesef milyonlarca Müslüman kafileler halinde Hacca gidecekleri yerde düşman bayrağı altında kendi dindaşı ve kardeşi ile savaşmak üzere uzun seyahatler ettiler. Sonuçta ise ibret alınacak bir noktaya gelindi. Bunun böyle sürüp gitmeyeceğini de ifade eden Bediüzzaman İslam Fıkhındaki “Zaruretlerin haramı helal etmesi” kaidesine dikkat çekerek “çekilen sıkıntı ve zorlukların da bir gün meyvesinin olacağı” sonucunu çıkarır. Korkaklıkta darb-ı mesel hükmünde olan tavuğun zor durumda kalınca camusa saldırarak cesaret kahramanı olması, keçinin kurttan korkusu “ıztırar” derecesine gelince mukavemete dönüşerek kurdun karnını boynuzu ile delmesi gibi kahramanlıkların yaşandığı gerçeğinden hareket eden Bediüzzaman şu sonuca varır: “Fıtrî meyelan mukavemetsûzdur.” Bir avuç su kalın bir demir gülle içine konulmuş olsa ve kışta soğuğa bırakılsa suyun fıtratında bulunan genişleme meyli demir gülleyi parçalar. Fıtrî olan bir şey fıtratın gereğini yapar. Suyun fıtratında bulunan genişleme gereğini yapar ve demiri parçalar. Evet şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçini iztırari şecaati onlara bunu yaptırır ise, imanın mahiyetindeki harikulade şehamet ve yiğitlik, izzet-i İslamiyenin tabiatındaki dünyaca meşhur kahramanlık, “Uhuvvet-i İslamiye” yani İslam kardeşliğinin uyanması ile harikalar gösterecektir. “Bir gün olur elbette doğar şems-i hakikat, Hiç böyle müebbet kalır mı zulmet-i âlem.” |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|