Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Sosyal Hayat arrow Temsiller ve Gerçekler
Advertisement
Temsiller ve Gerçekler PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 11 Nisan 2011

M. Ali KAYA
Temsiller Kur’ânın mucizevî yönlerinden birisidir. Akla uzak olan ve anlamadıkları hakikatleri temsil yoluyla anlaşılır hale getirirler. Kur’ân-ı Kerim insanların akıllarının uhrevi ve ilâhi gerçekleri anlaması için temsillere büyük önem verir.
Kur’âdaki bu temsillerde anlatılmak istenen hakikatleri kavramak da ancak iman nuru ile bakmakla mümkündür. (İşaratu’l-İ’câz, 162)

Bediüzzaman Said Nursi (ra) da Kur’ân-ı Kerimin bu metodunu Risale-i Nurlarda çok istimal etmiştir. “En uzak hakikatleri, en yakın tarzda, en ami adama ders verecek derecede muğlar, anlaşılmaz hakikatleri suhulet-i beyan ile anlatması Kur’ân-ı Kerimin i’câz-ı manevisinin bir cilvesidir ve temsilât-ı Kur’âniyenin bir temessülüdür ve in’ikâsıdır” (Barla Lâhikası, 16) demektedir.

 Temsiller İncil’de Hz. İsa’nın (as) kullandığı bir metottur ki Vahy ile inzal edilen İncil’in içinde pek çok temsiller vardır. Hakikatler bu temsillerle çok vazıh ve açık bir şekilde anlatılmakta ve dinleyen avam tarafından da anlaşılmaktadır. Bunların bir örneğini aşağıda veriyoruz.
**

Bir çiftlik sahibi tarlasına çok iyi ürün almak için amelenin eline en iyi tohumlardan vererek tarlaya ekmelerini söyledi. Ziraatçılar da bu iyi tohumları tarlalara ektiler. Çiftlik sahibinin işçileri uyurken düşmanları geldiler ve tarlaya deli otların tohumlarını saçtılar. Bahar olunca ekinle beraber delice otlar da tarlayı istila etmeye ve ekini boğmaya başladı. Bunun üzerin hizmetliler çiftlik sahibine gelerek “Efendi sen bize iyi tohum vermemiş miydin?” Tarla sahibi dedi: “Evet en iyi tohumları vermiştim.” Çiftçiler dediler. “Ama pek çok delice otlar çıktı ve ürünü boğmaya başladı” dediler. Çiftlik sahibi dedi: “Sizler uyurken düşmanlarım gelmişler ve iyi tohumların üzerine delice otların tohumlarını da ekmişler” dedi.

Hizmetliler dediler: “Müsaade eder misiniz, gidip bu otları koparalım ve ilaçlayalım öldürelim?” Çiftlik sahibi dedi: “Böyle yapmayın, çünkü bu durumda ekinlere büyük zarar verirsiniz. Hasat zamanı gelene kadar bekleyiniz. Hasat yağınca harman yaparsınız ve tohumları ambara, otları ve samanları da ya ateşe atarsınız veya hayvanlara yedirmek üzere samanlığa doldurursunuz” dedi. (Matta, 13:24-30; Hz. İsa ve Günümüz İsevileri, 2010, s.148-149)

Burada çiftlik dünya, tarla insan soyu ve tohum iyi akidedir. Allah insanlara iyi akide ve inanç vazetmiştir. Muallimler bu iyi akideyi ve Allah kelamını insanlara anlatmayı bırakır boş şeylerle meşgul olurlarsa, şeytan insanların kalplerine boş inanç ve akideleri eker. Böylece şerli akidelerin pek çok sapık kolları türer. Ancak Allah merhametinden hüküm gününe kadar onları serbest ve hür bırakır. İyi akide ve amele yönelenleri affeder. Hem pek çok kâfir insanların mü’min oğulları olur. Bu nedenle Allah onları helak etmez. Hüküm gününde herkes inancına ve ameline göre ceza ve mükâfat görür.

**
Bu temsili günümüze uyarladığımız zaman Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Ben acele ettim kışta geldim. Sizler cennet-âsa bir baharda geleceksiniz” diye müjde verir. Bizler de bahar gelince her şeyin çok mükemmel olacağını düşünürüz ve mutlu oluruz. Romantik bir iyimserliğe kapılırız. Gerçekçi ve akılcı bir iyimserlikle bahara baktığımız zaman pek çok olumsuzluklarla da karşılaşırız. Olaylara romantik gözle bakanların bir kısmı “Siz iyi bir akide vazetmediniz ve iyi tohum ekmediniz mi? Bu olumsuzlukların sebebi nedir diye tohum saçanları suçlarlar. Ancak düşmanların uyumadığını ve onların da kendi inançları ve amaçları için çalıştıklarını düşünemezler. Olumsuzluklar olacaktır, bahar her zaman günlük-güneşlik olmaz. Baharda çıkanlar da hep iyi mahsul değildir. Dikenler de delice otlar da ısırganlar da baharla beraber ortaya çıkarlar ve pek çoklarımızın da canını yakarlar.

 Siyasi olarak olaylara baktığımız zaman da böyledir. Şayet çiftçi sadece tohum atmakla görevini tamamladığını ve artık hasat zamanına kadar yatarsa tarlayı dikenler ve otlar istila eder. İyi ürün alması için elbette çapalayarak zararlı otları kesmesi, ilaçlayarak haşereleri öldürmesi ve sulayarak ekinlerinin gelişimine yardımcı olması gerekir. bu hususlar ihmal edilirse tohumun iyi, tarlanın verimli ve baharın gelmiş olmasının ürüne ve çiftçiye faydası olmaz.


Etiketler:  Temsil Temsiller Temsiller ve Gerçekler Hakikatler
 
< Önceki   Sonraki >