Yazılarım
Sosyal Hayat
TÜRKLER VE IRKÇILIK | TÜRKLER VE IRKÇILIK |
|
|
|
| Çarşamba, 26 Mart 2008 | |
M. Ali KAYA
Yüce Allah Âdem’i (as) yeryüzünün her tarafından alınan topraktan yarattı. Bu sebeple insanlar toprak gibi muhtelif renk, karakter ve mizaçlara sahip oldu. Yüce Allah bunu “Biz Âdem’i topraktan yarattık” ayeti ile bize haber verir.
Bütün insanlar topraktan yaratıldığı için aralarında eşitlik vardır. Aralarında üstünlük söz konusu değildir. Varlıkların ne kendilerine ibadet edilecek derecede yüceltilmesi ve ne de insanların diğer varlıklara karşı büyüklenmesi doğru değildir. Çünkü “Mahlûkat ma’budiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlukiyet nispetinde de birdirler.”
İnsan ancak kendi irade ve ihtiyarı ile yaptığı hayırlı işleri ve çalışmaları ile övünme hakkı vardır. Kendi çaba ve gayreti olmadan Allah’ın kendisine verdiği üstün vasıflarla övünme hakkı yoktur. O Allah’a aittir, kendisine ait değildir. Ancak Allah varlıkları içinde kendisini tercih edip o nimetleri ona verdiği ve rahmeti ile taktığı için şükür ve hamd etme sorumluluğu vardır. İnsanlığın gereği kendisine yapılan bir iyiliğe teşekkür etme duygusudur. Allah’ın kendisine verdiği şeyleri yerli yerinde kullanmakla mükelleftir. Binaenaleyh insan kendisine ait olmayan ırkı, rengi, aklı ve zekâsı ile övünemez. Bunlar Allah vergisidir ve şükretmekle mükelleftir. Şükretmek ise bunları veriliş amacına uygun kullanmaktır. Bu nimetleri kendisine verene isyan için kullandığı takdirde elbette cezayı hak edecektir. Yüce Allah “Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır” buyurarak üstünlüğün irade ve gayret ile emir ve yasaklarına uyarak kazandığı takva iledir. Dolayısıyla kişinin kendi kazanımı olmayan ırkı ile övünmeye hakkı yoktur. Çeşitli ırklarda, dillerde yaratılmasının sebebini de yüce Allah “Sizi taife taife, millet millet, kabile kabile yaratmışım, tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbirinizdeki hayat-ı içtimaiyeye ait münasebetlerinizi bilesiniz, birbirinize muavenet edesiniz. Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki, yekdiğerinize karşı inkâr ile yabanî bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir” buyurur. Peygamberimiz (sav) “Müslümanlar kardeştir. Takva hariç, kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur” buyurdular. Irk ve kabile ile övünmeyi “Cahiliye Âdeti” olarak gösterdi ve “Hepiniz Âdem’in (as) evlatlarısınız. Âdem (as) ise topraktan yaratılmıştır” buyurdu. Türkçülüğü din yerine ikame etmek isteyen ve insanların maneviyat ihtiyacını bu şekilde tatmin edeceğini savunanlar Türklerin dini olarak da “Şamanizm”i göstermeye çalışırlar. Gerçekte ise “Şamanizm” diye bir din yoktur. Ancak Şamanizm dinsizliğin perdesidir. “Şaman” eski Türklerde Astrolog gibi bir fonksiyon ifa ederlerdi. Hiçbir dine inanmak istemeyenler kendi kafalarından uydurdukları dinlerle dinsizliklerini perdelemek istemektedirler. Aynı çevreler İslam dininin bir tarikatı olan ve “Ehl-i Beyte” sevgiyi esas alan Aleviliği ateizmin perdesi yapmak istemektedirler. Türkçülüğü esas alan “Pantürkizm” akımının içinde kafatasçılığı esas alan Nihal ATSIZ gurubu daha sonra elendi. MHP de 1969 yılında Adana mitinginde kurt amblemini çıkarıp üç hilali koyarak Şamanist gurubu tarihe gömmüştür. 1995 yılında Erciyes Şenliklerinde A. Türkeş kendisine getirilen kurt heykelini “Götür bunu, puttur bu” diyerek reddetmiş ve MHP’nin kafatasçı ve ırkçı değil “Vatanperver” ve “Dindar” kimliğini öne çıkarmıştır. 2007 yılında Kuvvacılar, Ulusalcılar ve Atatürkçüler Şamanizm’i yeniden ortaya atmış durumdalar. TİT (Türk İntikam Tugayı) gibi bir örgütten bahsedilmektedir. Ancak bütün bu çabaların “Müslüman Türkler” arasında tutması mümkün görülmemektedir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|