Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow FELAK SURESİ
Advertisement
FELAK SURESİ PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 13 Aralık 2008
Yazı Index
FELAK SURESİ
Sayfa 2

3.  “Vukûbu zamanında gâsıkın şerrinden Allah’a sığınırım.” Bu ayet genel olarak “karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden Allah’a sığınırım” şeklinde izah edilmektedir.  Gâsık: dalmak, batmak, korkaklık, akan ve dökülen şeyler anlamında genel bir ifadedir.  Bazı müfessirler bunu “Şehvetin kabardığı zaman şerrinden Allah’a sığınmak” şeklinde açıklamışlardır.

Gâsık, ay tutulması anlamına da gelmektedir. Ayrıca ayın burçlara girip çıkması ve ayın başı ve sonu manası da verilmektedir. Buna iman ve ilim nurunu Kur’an güneşinden alamayan kalbin kararması olarak yorumlayanlar da vardır. Akıl bir ay gibi Kur’ana dalıp çıktığı halde kalbi aydınlanmadan ve aklı nurlanmadan çıkması da büyük şer ve fitnelerin başlangıcını teşkil etmektedir. Bundan da Allah’a sığınmak gerekir ki bu mana ayetin şümulüne dâhildir.

Bir gün peygamberimiz (sav) aya baktı ve buluta girip çıkmasını sahabelere gösterdi ve buyurdu: “İşte ayın bu batıp çıkmasından Allah’a sığınmalıyız; çünkü aydınlık gittikçe karanlık gelmektedir. ” (Tirmizi, Tefsir, 113) buyurdu. 

Şerir varlıklar gecenin karanlığından istifade ederek şerlerini ortaya çıkarırlar. Bu sebeple güneşin gurubu gece karanlığının ve şerlerinin başlangıcı sayılır. Gecenin başlangıcı cinlerin yeryüzüne dağılma zamanıdır. Bu vakitte cinler dağılır ve toplanırlar. Bu zamanlarda şerirlerin ve şeytanların şerrinden Allah’a sığınmak gerektiği ayet-i kerime ile ifade edilmektedir.

4. “Ukdelere üfleyen nefeslerinden Allah’a sığınırım.” Ukde, düğme anlamına geldiği gibi, düğüm anlamına da gelmektedir. Sihir kelimelerini söyleyerek düğüm atanlar olduğu gibi, düğme şeklinde mikrofonlara konuşarak insanların akıllarını ve fikirlerini şaşırtan, yalan yanlış bilgilerle radyo, televizyon gibi aletlerle yaptıkları propagandalarla akılları şaşırtan ve kalpleri değiştiren ve sihir gibi kalplere ve akıllara işleyenlerin şerrinden Allah’a sığınmak gerektiğini ifade etmektedir.  Bunlar fitne ve fesatlarını ortaya döküp her tarafa yayarak insanlığı ifsat ederler. Elbette bunların şerrinden Allah’a sığınmakla kurtulabiliriz.
 
Rukye Yapmak: Kur’ân-ı Kerimi okuyarak şefaatçi yapıp Allah’tan şifa istemeye “Rukye” denir. Peygamberimiz (sav) “Her şeyin bir devası ve ilacı vardır” (Buhari, Tıp, 1) buyurur. Bedeni hastalıkların devası maddi ilaçlar olduğu gibi, ruhani ve ruhî şeylerin devası ve ilacı da manevi devalardır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin şifa olduğunu ifade eder.  “Kur’an mü’minler için şifa ve rahmettir” (İsra, 17:82) buyurur. Bu sebeple peygamberimiz (sav) hastalığında kendisine okur ve rukye yapardı. (Buhari, Tıp, 38) Ağrı ve sızılara okumayı emretmiştir. (Tirmizi, Tıp, 26; Müslim, Zikr, 54; Ebu Davud, Tıp, 19) Peygamberimiz (sav)hem dua ile hem de ayetler ile bilhassa “Muavvizateyn” ile okumayı emretmişlerdir. Biz de bu tavsiyelere uyarak okumalı ve Allah’tan şifa bekleyerek tevekkül içinde olmalıyız. 
 
5. “Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Allah’a sığınırım.” Hasit haset ettiği zaman çok tehlikelidir; bu durumda onun şerrinden Allah’a sığınmaktan başka çare yoktur.  Hasetçi hasedini kuvveden fiile çıkarmak için kavlen ve fiilen şer mukaddematını tertip ve icra faaliyetine başladığı zaman şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Haset bil-kuvve kalpte gizli kaldığı zaman mahsuda bir zararı olmaz, ancak hâside olur. 

Haset, bir nimetin müstahakkından zevalini istemektir. Bunun için kavlen ve fiilen çalışmaya başlar. Sözleri ile yalan, gıybet, iftira ve söz taşıyıcılık yapmaya başlar. Kavga çıkarır. Alay ve dalga geçmeye ve her yaptığını irdelemeye ve tenkide başlar.  Nimet sahibinin başına sıkıntının gelmesini ve nimetin elinden çıkmasını, belanın devamını ister. 

Peygamberimiz (sav) “Mü’min gıpta eder; münafıklar haset eder” (Ebu Nuaym, Hilye)  buyurmuştur. Mü’minin iki nimete gıpta edebileceğini, bunun dışındaki şeylerin imrenmeye değmeyeceğini de sahabelerine ders vermiştir. “Ancak iki şeye gıpta edilir. Birincisi, Allah’ın kendisine mal verdiği bir zengindir ki, malını gece gündüz Allah yolunda harcar. Buna gıpta edilir. İkincisi de Allah kendisine ilim vermiştir. O da bunu gece gündüz insanlara öğretmeye ve ilmi yaymaya çalışır. Bir de buna gıpta edilir” (Buhari, Zekât, 5) buyurur.

Gıpta, hamiyet, gayret ve çalışmayı teşvik eder. Haset ise, her nevi kötülüğün kaynağıdır. Şeytan Hz. Âdem’e Allah’ın ihsan ettiği nimetlere haset ettiği için her türlü fitne ve fesadı çevirmeye başlamış, kalbi kin ve nefretle dolmuş ve kalbinden ilim, hikmet ve marifet çıkmış gitmiştir. Bu sebeple nasıl ki şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyor isek, aynı şekilde hasetçinin de şerrinden Allah’a sığınmak gerekir.

Peygamberimiz (sav) “Üç sınıf insan vardır ki Allah onların duasını kabul etmez: Haram yiyenler, çok gıybet yapanlar, kalbinde mü’minlere karşı kin ve haset bulunan kişiler” buyurmuşlardır. (Ali Aslan, Büyük Kur’ân Tefsiri, 16:264-268) Çünkü hasetçi beş cihette Allah’a karşı gelmiştir. Allah’ın verdiği nimetlere karşı öfke duymuş, Rabbin taksimine razı olmamış, Allah’ın fazlından dildiğine vermesine razı olmamış, Allah’ın kullarının mahrum kalmasını istemiş ve şeytana yardımcı olmuştur. Bu durumda hasetçi pişmanlıktan başka bir şey kazanmaz. Melekler katında lanete maruz kalır, kendi kendine sıkıntı ve üzüntü içinde kalır. Allah’tan uzaklaşır ve ahirette hüsran ve ateşte girmektir.
 
Fazileti:
Peygamberimiz (sav) “Bu gece bana misli görülmemiş ayetler inzal edildi. Bunlar ‘Kul Eûzu bi-Rabbi’l-Felak ve Kul Eûzü bi-Rabbi’n-Nâs’ sureleridir” (Müslim, Müsafirîn, 264) buyurmuşlar ve bu surelerin en güzel sığınma duaları olduğunu açıklamış ve okunmasını tavsiye etmiştir. (Dârimî, Fezâilu’l-Kurân, 25)

 


Etiketler:  Felak Suresi Muavvizateyn Şeytan İstiâze Allah'a Sığınma Şer Nefis


 
< Önceki   Sonraki >