Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow FİL SURESİNİN TEFSİRİ
Advertisement
FİL SURESİNİN TEFSİRİ PDF Yazdır E-posta
Pazar, 25 Ocak 2009
Yazı Index
FİL SURESİNİN TEFSİRİ
Sayfa 2
M. Ali KAYA
GİRİŞ
Nüzul sırasında göre On dokuzuncu suredir. Zemahşerî “Bu sure Kâfirûn suresinden sonra nazil olmuştur” demiştir. Sure, 5 ayet, 20 kelime ve 96 harftir. (Lubabu’t-Te’vîl, 4:407)  Fil olayı Arap tarihinde önemli bir olay ve bir dönem başlangıcıdır. Peygamberimizin (sav) doğmasından iki ay önce meydana gelmiştir. Peygamberimiz (sav) Fil yılında dünyaya gelmiştir. (Şevkânî, Fethu’l-Kadir, 5:497; Kurtubî, Tefsir, 20:194) Kureyş Suresi nazil olduğu zaman Mekke halkının çoğu bu olayı gözleri ile görmüşlerdi. Hatta Hz. Aişe (ra) “Ebrehe’nin fillerini çeken iki kişinin kör ve kötürüm olarak Mekke’de dilendiklerini gördüm” dediği rivayet edilir.

Fil olayı herkesin bildiği bir olaydır. Dünyaca meşhurdur. Çünkü Mekke işgalden, Kâbe yıkılmaktan kurtulmuş, Ebrehe ordusu hiçbir müdahale ile karşılaşmadığı halde kuşların attığı taşlarla helak olmuştur. Kureyş müşrikleri sure nazil olunca inkâr edememişlerdir. Şayet vuku bulmamış olsaydı müşrikler peygamberimizin (sav) yanlışını yakalamış olurlardı. Bu sebeple “Fil Olayı” irhasattan peygamberimizin (sav) mucizesidir.

Bediüzzaman hazretleri bu olay için “Velâdete pek yakın olduğu cihetle, o hadiseler de irhasat-ı Ahmediyedir (asv) ki, Sûre-i Elem tera keyfe'de nass-ı kat'î ile beyan edilen Vak'a-i Fildir ki, Kâbe'yi tahrip etmek için, Ebrehe namında Habeş meliki fil-i Mahmudî namında cesîm bir fili öne sürüp gelmiş. Mekke'ye yakın olduğu vakit fil yürümemiş. Çare bulamamış, dönmüşler. Ebâbil kuşları onları mağlûp ve perişan etmiş, kaçmışlar. Bu kıssa-i acibe, tarih kitaplarında tafsilen meşhurdur. İşte şu hadise, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın delâil-i nübüvvetindendir. Çünkü velâdete pek yakın bir zamanda, kıblesi ve mevlidi ve sevgili vatanı olan Kâbe-i Mükerreme, gaybî ve harika bir surette, Ebrehe'nin tahribinden kurtulmuştur” (Mektubat, 2004, s.301) demektedir. 
  
Fil olayı 570 tarihinde Muharrem ayında meydana gelmiştir. Ebrehe ordusu Mekke’ye 17 km yakınına gelmiş daha ileriye gelememişlerdir.

Habeş hükümdarının Yemen valisi Ebrehe gerek ticari ve ekonomik, gerekse dini ve turistik amaçla Kulleys adında sanat harikası bir kilise yaptırır. Herkesi çağırır. Kimse gelmez Kâbe’ye gitmeye devam ederler. Bunun üzerine Kâbe’yi yıkmaya karar verir. Fillerin de bulunduğu ordusu ile Mekke’ye gelir. Önce Mekke’lilere ait malları ele geçirir. Abdulmuttalip “Bizim Ebrehe’ye karşı çıkacak durumumuz yoktur. Herkes Mekke’yi boşaltsın ve dağa çekilsin” der. Mekke’yi boşalttılar.

Daha sonra Abdulmuttalip Ebrehe’ye haber göndererek kendisi ile konuşmaya gider. Ebrehe kabul eder. Abdulmuttalip kendisine ait 120 devenin verilmesini ister. Ebrehe “Seni Mekke reisi olarak gözümde büyütmüştüm; ama şimdi gözümde küçüldün” dedi. Abdülmuttalib buna karşı: "Ben develerin sahibiyim, Kâbe'nin ise bir Rabbi vardır, onu koruyacak olan odur." dedi. O: "Benden menedemez." dedi. Abdülmuttalib de, "Ben ona karışmam, işte sen, işte o." dedi.

Abdulmuttalip ve Kureyş’in ileri gelenleri Kâbe’nin kapısına tutunarak Allah’a dua ettiler. “Allahım! Kul ailesini sakınır korur, sen de beytini esirge. Onların haçları ve kuvveti senin kuvvetine galip gelemez” şeklinde yalvardılar. Sonra dağa çekildiler. Deniz tarafından kuşlar gelerek orduyu helak ettiler. Bu taşlardan birisi Ebrehe’ye isabet etti. Ebrehe’nin etleri çürümeye başladı. San’aya gelince bütün etleri çürüyüp dökülmüştü. San’ada öldü.

Helak olan Ebrehe ordusundan pek çok mal kalmıştır. Abdulmuttalib’e bir çukuru dolduracak kadar altın kaldığı rivayet edilir.

NÜZUL SEBEBİ
Kureyş müşriklerinden ileri gelenler peygamberimize (sav) pek çok defa çeşitli vaatlerle gelerek “İman Davası”ndan vazgeçirmeye çalıştılar. Sonunda yüce Allah Kâfirun Suresini inzal buyurarak “Ey Kâfirler!” diye hitap etti ve kendilerinin peygamberimizi (sav) davadan vazgeçirmeye çalışmalarının imkânsız olduğunu beyan etti. Sonra “Fil olayını” hatırlatarak Kâbe’nin Rabbine iman ve itaat etmelerini emretti. Çünkü onların çoğu bu olayı görmüş ve görmeyenler de mütevatiren duymuşlardı. Çünkü olay kırk sene önce vuku bulmuştu. Kur’ân-ı Kerim bu surede Allah’ın kendilerini koruma nimetine karşı nankörlük etmemeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.

Bazı müfessirlerin sinek cinsinden mikrop taşıyan canlılar olduğu ve hastalık taşıdığı şeklindeki tefsirleri tekellüflü tevildir ve ayetin zahirine zıttır. Araplar kuşların attığı taşları hatıra olarak topladığı ve sakladığı bir gerçektir. Nitekim bazı sahabeler “Ebu Talib’in kızı Ümmihânî’nin evinde bir çömlek içinde yaklaşık Ebabil kuşlarının attığı iki ölçek kadar taşı gördüklerini üzerlerinde kırmızıçizgilerin bulunduğunu söylemişlerdir.” (Lübabü’t-Te’vil, 4:410) Şayet hastalık olsaydı o zaman Kureyş müşrikleri yine itiraz ederlerdi.

YÜCE MEÂLİ
Bismillahirrahmanirrahim
1. Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmediniz mi?
2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3. Üzerlerine Ebabil Kuşlarını gönderdi.
4. Onların üzerine çamurdan pişmiş ve sertleşmiş taşları atıyorlardı.
5. Sonunda onları yanık ekin yaprağı gibi yaptı.

TEFSİRİ
1. Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmediniz mi?
Fil Sahipleri:
Ebrehe ve ordusudur.
Görmedin mi: Görmek göz ile olur. Peygamberimize hitap olsa “duymadın mı?” anlamında olur. Kureyş’e hitap olunca da “Siz bu olayı görmüştünüz. Nasıl inkâr edersiniz? Bu mucize Allah’ın eseri olduğu gibi, bu Kur’ân da “Ümmi” okuma yazma bilmeyen birinden gelmesi de Allah’ın eseri ve mucizesidir. Öyle ise Kur’ânın Allah kelamı olduğuna inanın ve peygamberine itaat ediniz” anlamını ifade eder.

İnsanlığa hitap olunca da “Sizler bu olayı tarihen bilmiyor musunuz?” bu olay Allah’ın fiili ve peygamberin mucizesidir. Allah peygamberini bu beldeden göndereceği için onun hürmetine size bu ibretlik olayı ve mucizeyi göstermiştir ki inanmakta ve kalbinizin tatmininde bir zorluk olmasın” manasını ifade etmektedir. 

2. Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
Ebrehe Kulleys adında bir kilise yaptırarak insanları ibadet ve hac amacı ile oraya çekmek istiyordu. Bu bir tuzaktı. Mekke’yi ziyaretçisiz ve Kâbe’yi de ibadetsiz bırakmayı amaçlamıştı. Bunu başaramayınca Kâbe’yi yıkmak için Fil ordusu ile gelerek Mekke’ye girmek istedi. Bu da ikinci bir tuzaktı. Ama Allah onun tuzağı ile kendisini perişan etti. Bu tuzaklar onun ve ordusunun sonu oldu. 


 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ