Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow Kadir Suresinin Tefsiri
Advertisement
Kadir Suresinin Tefsiri PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 22 Ağustos 2011

M. Ali KAYA
GİRİŞ:
Kadir Suresi Mekke’de nazil olmuş olan 25. suredir. Besmele ile beraber 6 ayet, Besmele sayılmazsa 5 ayet 30 kelime ve 112 harftir
. Müfessirlerin çoğu Medine’de nazil olduğunu söylerler ki mantıklı olan da budur. Zira Ramazan ayında orucun farz kılınmasından sonra Ramazan ayı içinde Kadir Gecesinin değerini anlattığı için Medine’de nazil olma ihtimali daha güçlüdür. Nüzul sebeplerine baktığımız zaman da Medine’de nazil olduğu anlaşılmaktadır. Mekke’de nazil olduğunu söyleyenler Abese Suresinden sonra Şems Suresinden önce 25. Sure olarak nazil olduğunu söylemektedirler. Bununla beraber Mushaftaki sırası 97 olup “İkra” yani okumayı emreden “Alak Suresinden” sonra, Ehl-i Kitabın okumaya, imana ve ihlasa davet edildiği “Beyyine” suresinden öncedir.

Hz. Enes’den (ra) rivayet edilen bir hadise göre “Kadir Suresi Kur’ânın rubu, yani dörtte birine denktir.” Şafii ulemasına göre “Bir kimse abdest aldıktan sonra Kadir Suresini üç defa okumak sünnettir.” Kadir Suresinin “Oku!” ve “Secde et yaklaş” ayetlerinden sonra inzal edilmesi insanları ibadete teşvik etmek ve bilhassa Ramazanda ve Kadir Gecesinde Kur’an okuyarak Allah’a yaklaşmayı teşvik bakımından önemlidir. (Elmalılı, Tesir, 9:334)

NÜZUL SEBEBİ:
Peygamberimiz (sav) Benî İsrail’den Şem’ûn adında bir kahraman mücahidin bin ay, yani seksen sene zırhını çıkarmadan Allah için mücahedeye devam ettiğini sahabelerine anlattı. Bunun üzerine sahabeler kendi ömürlerine kıyaslayarak amellerini hafif gördüler ve hiçbir zaman onun mertebesine ulaşamayacaklarını düşünerek mahzun oldular. Bunun üzerine “Kadir Suresi” nazil oldu ve Ramazan ayında bulunan Kadir Gecesinde bir gece yapılan ibadetin bin ay ibadet ve cihattan daha değerli olacağı müjdesini getirdi. (Beyhaki, Sünen-i Kübra, 4:306)

Bir başka rivayette peygamberimiz (sav) Benî İsrail’den Eyyub (as) Zekeriyâ (as) Hazkıyl b. Acûz (as) ve Yuşâ b. Nûn’un (as) tarfetül-ayn, yani göz açıp kapayana kadar dahi Allah’a isyan etmeden ve gafil olmadan ibadet ettiklerini anlattı. Sahabeler buna çok taaccüp ettiler. Kendilerinin buna muvaffak olamayacaklarını düşünerek mahzuz ve mahzun oldular. Bunun üzerine Cebrail (as) gelerek bu sureyi inzal buyurdu ve “Ya Resulallah! Allah ümmetinin za’fını ve aczini bildiği için onlardan daha hayırlını ümmetine ihsan buyurdu. Kim kadir gecesini ibadetle geçirirse Allah ona seksen sene ibadet sevabı ihsan buyuracağını vaat etti” buyurdu. (Suyutî, Dürrü’l-Mensur, 8:568)

Bir başka rivayette peygamberimize (sav) ümmetinin ömrü gösterildi. Resul-i Ekrem (sav) ümmetinin kısa olan ömründe yaptıkları ibadetlerle sair ümmetlerin uzun ömürde yaptıkları ibadetlerine yetişemeyeceğini düşünerek mahzun oldu. Cenab-ı Hak peygamberimize (sav) “Kadir Suresini” inzal buyurarak hüznünü sevinç ve sürûra çevirdi.  (Malik, Muvatta, İtikaf, 15)

YÜCE MEALİ:
1. Doğrusu biz O Kur’ânı Kadir Gecesinde inzal buyurduk.
2. Kadir Gecesinin ne kadar değerli olduğunu bilir misin?
3. Bil ki, Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı bir gecedir.
4. Melekler ve Ruh o gece Rabbin izni ile her türlü iş için inerler.
5. O gece fecre ve tan yeri ağarana kadar selam ve esenlik hâkimdir.

AYETLERİN TEFSİRİ:
1. Doğrusu biz O Kur’ânı Kadir Gecesinde inzal buyurduk:
Kur’ân:
Okunan, tilaveti ile taabbüd olunan kitap demektir. Kur’an vahy-i metluv olup doğrudan Allah kelamıdır. Harfler ve yazılar ise o kelamın medlülüdür. İşte bu müabarek kitabı biz toptan “Kadir Gecesi” dünya semasına “Beytü’l-İzze”ye inzal ederek “Cibril-i Emine” emanet ettik.

Yüce Allah “Hu” yani “O” zamiri ile işaret buyurarak ismini doğrudan vermemesi, O kitabın tasrihe gerek kalmayacak derecede zihinlerde mâlum olduğuna işaret etmek içindir. Burada hem inzal edilen Kur’ânı hem de Kur’ânın inzal edildiği gecenin azametine işaret vardır.

Ayrıca buradaki “O” zamiri kendisinden önce gelen “İkra” (Oku!) emri ile başlayan surede okunmasını istediği şeyin Kur’ân olduğunu tasrih vardır. Okumayı emreden sureden sonra “değerli bir gecede inzal edilen kur’andan” bahsetmesi ve “o gecenin bin aydan hayırlı” olduğunu ifade etmesi o gecede izal edilen Kur’ânı ne kadar değerli bir kitap olduğunu ifade etmektedir. Zira “Şerefu’l-mekân bi’l-mekîn” yani “Mekânın şerefi içinde oturana aittir” darb-ı meseli bu konuda başka söze gerek bırakmamaktadır.

Kur’ânın yirmi üç senede tamamlanması dikkate alınınca “O gece” vahyin başlaması manasına gelmektedir. Nitekim “Biz Kur’ânı Ramazan ayında inzal ettik” (Bakara, 2:185) ve “Mübarek bir gecede indirdik” (Duhan, 44:3) ayeti ve dahi “Kadir gecesinde indirdik” (Kadir, 97:1) ayetleri bir araya getirilince vahyin, yani Kur’ânın inzal edilmeye Ramazan ayında ve kadir gecesinde başladığını tasrih etmektedir.

Kur’ân-ı Kerim böylece “Kadir gecesi” toptan dünya semasına, yani “Beytü’l- İzze” ye inzal edilerek Cibril-i Emin’e teslim edilmiştir. Oradan da “Sebeb-i Nüzul” tahtında 23 sene ayet ayet, sure sure tenzil edilerek tamamlanmıştır. (Mü’min, 40:2; Casiye, 45:2) Böylece Kur’ân-ı Kerimin toptan indirilmesine “İnzal” denir. Sebeb-i nüzüle göre 23 senede peygamberimize (sav) tebliğ ve vahyine ise “Tenzil” denilmektedir.

2. Kadir Gecesinin ne kadar değerli olduğunu bilir misin?
Kadir Gecesi kendisinde Kur’an inzal edildiği için Allah katında mübarek olduğuna hükmedilmiş mübarek bir gecedir. Nitekim yüce Allah “Biz o kur’ânı mübarek bir gecede inzal ettik. Biz o gecede her hikmetli işi tesbit edip ayırırız” (Duhan, 44:3-4) buyrularak kıymeti, gecede hikmetli emirlerin takdir edildiği ifade edilerek Allah katındaki hükmü açıklanmıştır. 

Kadir gecesi bir nevi takdir gecesidir. Yüce Allah o gecede inzal buyurduğu Kur’an ile “Ahkâm-ı Şer’iyenin” kıyamete kadar geçerli olan ahkâmı inzal buyurmuştur.

Kadir Gecesi birkaç anlama gelmektedir. Birincisi, kadir ve kıymet ifade etmesiyle şeref ve azamet manâsını ifade etmektedir. “Bin aydan hayırlıdır” ifadesi ile bunu tasrih etmektedir. İkincisi,  O gece Allah’ın emriyle işler ayrıt edildiği ve tespit edildiği için bu gecenin azametine hürmeten bütün melekler yeryüzüne inerler ve bu nedenle yeryüzü meleklere dar gelir. Dolayısıyla “Allah’ın emrine ve fermanına hürmeten meleklerin tazim etmesi “Ruh ve melekler o gecede yeryüzüne inerler” ayeti ile tasrih edilmiştir. Üçüncüsü, o gecenin değerinden dolayı o gece ibadetlerin sevabı bin ayda kazanılan sevaplardan daha fazladır. Bir Kur’an ayetinin sevabı sair zamanda bire on ve yüz ise, bu gecede bire on bin ve otuz bin değerindedir. Bu da bin aydan daha fazla ibadet sevabı kazandırır.

3. Bil ki, Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı bir gecedir:
Hangi bin aydan hayırlı olduğu müfessirlerce farklı görüş ve yorumlara sebep olmuştur. Müfessirler Nüzül sebebinde beyan edilen sebepler tahtında kimi, Şem’ûn’un bin aylık cihadından, kimisi de seksen sene günah işlemeden Allah’a ibadet eden Benî İsrail’in peygamberlerinin seksen senelik sevabına denk bir gece olduğu konusunda fikirler beyan etmişlerdir. Nitekim bu konuda peygamberimiz (sav) “Ümmetimin âlimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir” (Aclûni, Keşfu’l-Hafa, 2:64) buyurarak ümmetin ibadetinin değerini ifade etmişlerdir.

Bu ayette Hz. Peygambere (sav) ilk vahyin Ramazan’ın 27. gecesi geldiği bildirilmiştir. İşari olarak “Leyletü’l-Kadr” okunmayan elif ile beraber 9 harftir. Üç defa “Leyletü’l-Kadr” kelimesi geçmektedir. Toplamı 27 harf yapar. Bundan ve peygamberimizin (sav) “Kadir Gecesini son on günde ve Ramazanın tek gecelerinde ve yedinci gecesinde arayınız” (Müslim, Sıyam, 220) hadisine de uygun olarak Ramazan’ın 27. Gecesi olduğu konusunda ümmetin çoğunda bir kanaat hasıl olmuş ve bu “Kabul-ü Ümmet” olarak bu zamana kadar gelmiş ve bu konuda bir nevi “İcma-i Ümmet” oluşmuştur. (Kurtubî, Tefsir, 16:124)


4. Melekler ve Ruh o gece Rabbin izni ile her türlü iş için inerler:
Kur’ânın inzalini ta’zim etmek için büyük bir içtima yaparak melekler ve Ruh o gece yeryüzüne inerler. Ruh meleklerden daha üstündür. Zira meleklerin de ruhları vardır. Ruh ise bunu temsil eden, Allah’ın emirlerini neşreden ve tebliğ eden bir melektir ki o melek semavatı ve arzı bir lokmada yutabilir bir azamettedir. Çokları bu meleğin “Cebrail” (as) olduğunu ifade etmişlerdir. Cebrail’in (as) âlem-i melekûtta azamet-i heykeli bu surette temsil olunmuştur.

O gecede yüce Allah emri ile bir sene içinde yapacağı işleri tespit ederek “Levh-i Mahfuz”dan ve katındaki Gayb ilminden çıkararak meleklerine haber verir. Elbette bu haberi “Ruh” denen Allah’ın emrini tebliğe memur olan Cebrail’e (as) yaptırdığı için emrini Kur’ânın inzal buyrulduğu, “Kıble-i kâinat” olan vahyin muhatabı olan İnsanın yaşadığı Küre-i Arzda olur ki melekler Ruh’dan bu tebliği almak ve Allah’ın emrini dinlemek için yeryüzüne üşüşürler ve Allah’ın emri ile tenezzül ederler. 

Nitekim Cebrail’in (as) “Biz ancak Rabbin buyruğu ile ineriz. Geçmişi ve geleceği ve ikisi arasındakilerin tamamını bilmek ancak Allah’a hastır ve Rabbin asla unutkan değildir” (Meryem 19:64) buyurduğu mezkur ayette ifade edildiği şekliyle yeryüzüne inerler. Bu inzal “Kadir Gecesi” ayrı bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle özellikle “Kadir Gecesi” anlatılmıştır.

“Min külli emr”: Her nevi işlerin tayin ve tespiti için… Mukadderat İlm-i İlâhide ve onun yazılı sahifesi olan “Levh-i mahfuzda” tespit edilmiş ve Allah’ın katında hıfzedilmiştir. Yüce Allah bir sene içinde yapılacak ve kaza edilecek işleri ve emirleri “Kadir Gecesinde” Kur’ân-ı Kerimi inzal buyurduğu gibi “Levh-i Mahfuz”dan mukadderatı da inzal buyurarak “Kaza” edilmesi için meleklerin ellerine verir. Bir nevi Levh-i Mahfuz semasından yeryüzüne icra edilmesi için inzal eder. Artık bir sene içinde yapılacak işler gaybdan çıkmış, meleklerin muttali olduğu hale gelmiştir. Bu nedenle bir sene içinde yapılacak işlerin bilinmesi gaybı bilmek anlamına gelmemektedir. Çünkü Allah’tan başkasının bildiği, yani Allah’ın meleklerine bildirdiği şeyler gayb olmaktan çıkmıştır. Melekler kendi aralarında konuşur veya semavî gazetelerde bunları neşrederken yeryüzünde nazarı oraya kadar çıkanlar ve cinlerden kulak hırsızlığı yapanlar tarafından kâhinlere haber verilir. Mübalağa ile bire bin katarak, gerçeği saptırarak anlatılabilir. İşte “Kadir Gecesi” böyle “mukadderatın” kaderden çıkarak “kaza” edilmesi için emir verildiği gecedir.

Melekler yeryüzüne indikleri zaman mü’minlere “Korkmayın üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin. Biz dünyada da ahirette de sizin dostlarınızız. Size cenneti müjdeleriz ve sizin için cennette canınızın çektiği her nevi nimetler vardır” (Fussılet, 41:30-32) derler. Ayrıca mü’minler için şöyle dua ederler: “Ey Rabbimiz senin rahmetin her şeyi kuşatmıştır. Tövbe edip senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!” (Mü’min, 40:7)

5. O gece fecre ve tan yeri ağarana kadar selam ve esenlik hâkimdir:
Selam: Olacaklar hakkında şer ihtimalini ortadan kaldırmak için yüce Allah o gece işlerin tespiti ve kaderden çıkarılıp kaza edilmesi emredilen işlerin ve icraat-ı rububiyetin mahza hayır olduğunu ifade etmek için “Selam” buyurmuştur. Evet, kâinatta ve her nevi faaliyette hayır esastır, şer var ise de cüz’îdir, o da insanın niyeti, küfrü ve kendi yanlış düşüncesinden dolayı hakkında hayır olanı şerre çevirmesinden kaynaklanır. Âlem-i melekutta her şeyin iç yüzü mahza hayırdır.  Yüce Allah her şeyi hayır için yaratmışken insanın o şeyler hakkındaki imansızlığından ve kötü niyetinden ve cehaletinden dolayı hakkındaki hayrı şerre çevirmesinden cüz’î olarak şerler meydana gelmektedir. Bu da cüz’î fertlere bakmaktadır. Gerçekte ise o şerler, ehven-i şer olup şer değil, izafi olarak hayra kapı açacak ve insanın istidatlarını geliştirerek saadet-i ebediyeye vesile olacak olan emirlerdir.

Ölüm saadet-i ebediyenin kapısı, felaketler ve musibetler insanın sabır, fedakârlık, gayret ve çalışmasını sağlayacak olan emirlerdir. İnsan için hepsi hayırdır. Ancak insan cehaletinden ve imansızlığından veya iman zaafından, işin içyüzünü bilmediğinden Allah’a tevekkül ile teslim olmadığından hakkında şerri ve felaketi bizzat kendisi hazırlamaktadır.

Ayrıca “selam” kavli mü’minlere meleklerin selam ve dualarının kesretini, şeytan ve şerlerin tasallutundan selamet içinde olduklarını ve o gecede ibadet eden mü’minler için her bir dakikasının bir sene ibadet olması hikmetini ifade etmektedir.


SURENİN ve KADİR GECESİNİN FAZİLETİ:
Kadir Gecesinin değerini, kadr-u kıymetini haber veren Kadir Suresi bir rivayete göre “Kur’anın dörtte birine denktir.” (Ali Aslan, Büyük Kur’ân Tefsiri, 16:98) buyrulmuştur.

Kadir gecesi Ramazan içinde gizli olduğu için Ramazan ayında Kadir Gecesinden istifade etmek ve haz almak için her gece yatsı namazını cemaatle kılmak ve Teravih Namazını aksatmadan eda etmek gerekir. Bunu yapan mutlaka o gecenin feyzinden istifade eder. Nitekim peygamberimiz (sav) “Her kim şehr-i Ramazanın tümünde, yatsı namazını cemaatle kılarsa Kadir Gecesinden çok haz alır” buyurmuşlardır.

Zaten yatsı ve sabah namazını cemaatle kılan kimselerin bütün geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap kazanacağını belirten hadisler vardır. Nitekim ibn-i Farıd “Küllü’l-Leyâlî leyletü’l-kadri in denet, / Kemâ küllü eyyâmi’l-likâi yevmü Cum’atin” yani “Nasıl ki lika günleri Cuma günüdür, O sevgili yaklaşırsa tüm geceler Kadir Gecesi olur” demiştir.

Kadir Gecesi senenin bütün gecelerinde gezmekte ve senenin her gecesini şereflendirmektedir. Zira ibadet ayı Ramazan olduğu ve Ramazan her sene on gün önce geldiği için Kadir Gecesi haftanın her günü ve senenin bütün günlerine uğramakta ve onları şereflendirmektedir. Bu nedenle atalarımız “Her geceyi Kadir bil, her insanı Hızır bil” demişlerdir.

Hasen-i Basri (ra) Ramazanın 17. gecesinin “Kadir Gecesi” olduğunu belirtirken, Bedir Savaşının o günde kazanıldığına dikkati çekmiştir. Sahabeler ve İslam bilginleri Peygamberimiz (sav) “Kadir Gecesini Ramazan’ın son on günün tek gecelerinde arayınız” (Buhari, Leyletü’l-Kadr, 4, 21) buyurmasından dolayı Ramazanın 21, 23, 25, 27 ve 29. gecelerinin Kadir Gecesi olma ihtimali olduğunu belirtmişlerdir.

Abdullah b. Abbas (ra) peygamberimizin (sav) “O geceyi yedide arayınız” (Müslim, Sıyam, 220; Müsned-i Ahmed, 5:171) hadisinde belirtilen yedi rakamına dikkat çekerek “Gökler yedi, yerler yedi, haftanın günleri yedidir. Yedi aza üzerine secde edilir. Kabenin tavafında şavtı yedidir. Cemreye atılan taşlar yedidir. Fatiha yedi ayet olup “Seb’ul-Mesani” adı verilmiştir. Dolayısıyla Kadir Gecesi de Ramazanın yirmi yedinci gecesidir” demiştir. 


Kadir Gecesinde İbadet:
Peygamberimiz (sav) “Kim sevabını Allah’tan umarak Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari, Kadir, 1) buyurdular. Yine peygamberimiz (sav) “Size Ramazan geldi. O, mübarek bir ay’dır. Allah o ayda oruç tutmayı size farz kılmıştır. O ayda göklerin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır ve o ayda şeytanların azgınları zincire vurulur. Onda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Kim o gecenin hayrından mahrum kalırsa şüphesiz ki o mahrum edilmiştir” (Nesai, Sıyam, 5) buyurarak kadir gecesinin değerini haber vermiştir.

Hz. Aişe (ra) peygamberimize “Ya Resulallah! Bu kadir gecesi Rabbime nasıl dua edeyim?” diye sorunca peygamberimiz (sav) ‘Allahümme inneke afuvvun, kerîmun, tuhibbu’l-afve, fa’fuannî’ yani, ‘Allahım, sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet’ şeklinde dua et” (Tecrid-i Sarih, 4:314; Tirmizi, Daavat, 84; İbn-i Mâce, Dua, 5) buyurmuşlardır.

Tabiinin büyüklerinden Süfyan-ı Servî (ra) “Kadir Gecesinde dua etmek namazdan daha sevimlidir. Kur’an okuyarak dua ederek geceyi ihya etmek daha güzeldir. Peygamberimiz (sav) bu gecede Kur’ân-ı kerimi tertil ile tilavet eder, rahmet ayetlerinde dua eder, azap ayetlerinde Allah’ın azabından Allah’a sığınır, tesbih ayetlerinde tesbih eder, hamd ayetlerinde Allah’a hamd ederdi” (Tecrid-i Sarih, 4:313) demiştir.

Peygamberimiz (sav) Ramazan’ın son on gününde dünyevî işleri bir tarafa bırakır Mescide giderek “İtikafa” girerdi. Zamanını ibadet ve tefekkürle geçirirdi. (Buhari, İtikaf, 1; Müslim, İtikaf, 1-2)


SONUÇ:
Yüce Allah, Cenab-ı Hakîm-i Mutlak şu dâr-ı tecrübe ve meydan-ı imtihanda çok mühim şeyleri kesretli eşya içinde saklamıştır. O saklamakta çok hikmetler ve çok maslahatlar vardır. Kadir gecesini umum Ramazan’da, Saat-i icabe-i duayı Cuma gününde ve makbul velisini insanlar içinde, eceli ömür içinde, kıyametin vaktini de ömr-ü dünya içinde ve ism-i azamını bütün esma-i Hüsna içinde saklamıştır. Havf ve Reca dengesini korumak, bütün insanlara ve zamanlara değer verdirmek hikmetine binaen bu gizliliği takdir etmiştir. (Sözler, 343, 721) 

Kadir Gecesini de Ramazan içinde saklamıştır ki bütün Ramazan ayı onunla değer kazansın ve insanlar her günü değerlendirsinler. Nitekim peygamberimiz (sav) “Her kim Ramazan boyunca akşam ve yatsı namazlarını cemaatle kılarsa Kadir Gecesinden birçok haz alır” (Beyhaki, Şuab-ı İman, 3707) buyurarak buna işaret buyurmuşlardır.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Ramazan ayı, Kadir Gecesi ve Kur’ânın inzalini şöyle özetlemektedir:

Ramazan-ı Şerifte sevab-ı âmâl bire bindir. Kur'an-ı Hakîm'in nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte her bir harfin, on değil bin ve Âyet-ül Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerifin Cum'alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir'de otuz bin hasene sayılır. Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur'an-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki; milyonlarla o bâki meyveleri, Ramazan-ı Şerif'te mü'minlere kazandırır. İşte gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki: Bu hurufatın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasarette olduğunu anla!

İşte Ramazan-ı Şerif âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılât için, gayet münbit bir zemindir. Ve neşvünema-i a'mal için, bahardaki mâ-i Nisandır. Saltanat-ı rububiyet-i İlahiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan, yemek-içmek gibi nefsin gafletle hayvanî hacatına ve malayani ve hevaperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hacatını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek; savmı ile, Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir. Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır.

Evet birtek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, nass-ı Kur'an ile bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra bir hüccet-i katıadır. Evet, nasıl ki bir padişah, müddet-i saltanatında belki her senede, ya cülûs-u hümayûn namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Raiyetini, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan yirmi sekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal'i; o yirmi sekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur'an-ı Hakîm'i Ramazan-ı Şerifte inzal eylemiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, mukteza-yı hikmettir. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, süflî ve hayvanî meşagılden insanları çekmek için oruca emredilecek. Ve o orucun ekmeli ise: Mide gibi bütün duyguları; gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani: Muharremattan, malayaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevk etmektir. Meselâ: Dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturmak. Ve o lisanı, tilavet-i Kur'an ve zikir ve tesbih ve salavat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek... Meselâ: Gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men'edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur'an dinlemeğe sarfetmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır. Zâten mide en büyük bir fabrika olduğu için, oruç ile ona ta'til-i eşgal ettirilse, başka küçük tezgâhlar kolayca ona ittiba ettirilebilir.” (Mektubat, 402-403)


Etiketler:  Kadir Suresi Kadir Gecesi Kuran-ı Kerim Kuran Ramazan İnzal Tenzil Ruh Melekler Cebrail
 
Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ