İrşad ve Hitabet
Tefsir Dersleri
Karia Suresinin Tefsiri | Karia Suresinin Tefsiri |
|
|
|
| Çarşamba, 20 Temmuz 2011 | |
|
M. Ali KAYA NÜZUL SEBEBİ: SURENİN YÜCE MEÂLİ: AYETLERİN TEFSİRİ: Kıyametin kopması esnasında Kur’ân-ı Kerimde sure isimleri ile anılan olaylar cereyan eder. Semada “infitar” ve “inşikak”, şems-ü kamerde “tekvir”, kevakibde “intisar”, dağlarda “dekk-ü nesf” ve küre-i arzda “tayy-ü tebdil” vukua gelir. O gün hak ve hakikat düşmalarına hıyz-u azap ve nekâl vardır. Hak ve hakikati tasdik edenlere ve “hayr-u hasenat ile gelenler ise o günün korkusundan emindirler.” (Neml, 27:89) 2. Nedir o kâria? 3. Karia’nın ne olduğunu nasıl idrak edeceksin ki? 4. O gün insanlar ateşe atılmak için çırpınan kelebekler gibidirler. “Ferâş” kelimesi “Fereş”in çoğulu olup “Ateş kelebeklerine” verilen isimdir. O kelebekler kendilerini yakıp kavurana kadar ateşin etrafında dönüp dururlar. Ateş için kendilerini feda ederler. Fedailikte meşhur olmuşlardır. İnsan da dünyada yaratılış amacına yönelerek cennete doğru yol alması ve cennete götürecek amelleri işleyerek kabiliyetlerini geliştirmesi ve cennete layık hale gelmek için çalışması gerekirken şaşkın ve dağınık şekilde uçan ateş kelebekleri gibi kendisini helak edecek olan cehenneme götüren amelleri işlemekte, mal ve şöhret peşinde koşmaktadırlar. Sonuçta kelebekler gibi ateş çukuruna düşmektedirler. Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde kendi nübüvvetini misalle anlatırken “sizler cehennem çukuruna ve ateşe atılmak için koşuşan kelebeklere benzersiniz, ben ise sizleri ikaz ederek oraya düşmekten koruyan ve sizleri tutup çıkaran birisi gibiyim” (Buhari, Rikak, 26) buyurarak bu ayeti izah etmiştir. Bu ayeti izah eden müfessirler kıyametin dehşetini gören insanların şaşkınlıkla kelebekler gibi oraya buraya kaçıştıklarını ama kurtulamayarak dehşet içinde helak olacaklarını ifade ettiğini söylerler. “Feraş” denmesinin hikmeti kelebekler gibi uçmak için belli bir istikamete doğru değil, amaçsız ve gayesiz olarak gelişigüzel dağıldıklarını ifade içindir. Bu ayet kıyametin dehşetini anlatmaktadır. Kamer Suresinde geçen “Yayılmış çekirgeler gibi” (Kamer, 54:7) ifadesi ise insanların yeniden dirildikleri zaman ne yapacaklarını şaşırarak hayret ve ıstırapla nereye gittiklerini de bilmeden kabirlerinden çıkıp yayılmalarını ifade etmektedir. Zaten ayette “Cesetler kabirlerinden çıkınca” ifadesi bunu açıklamaktadır. Elhasıl kıyametin koptuğu gün o kadar şiddetlidir ve o “Karia” o kadar dehşetlidir ki insanlar “feraş-ı mebsus” gibi olacaklar ve ne yapacaklarını şaşırarak felaketten kaçarken felakete koşacaklardır.
Dağlar yine muhtelif ayetlerin ifadesi ile önce çarpılıp parçalanarak “dekk” (Fecr, 89:21) olacak, sonra kum yığını haline gelerek “kesiben mehîlâ” (Müzzemmil, 73:14) olacak, sonra bulut gibi geçerek didilmiş, hallac edilmiş yün “ıhn-ı menfûş” (Karia, 101:5) gibi olacaktır. Sonra da “serap” (Nebe, 78:20) olacaktır. Dağlar böyle olunda insanın ne durumda olacağı kıyas edilmelidir. (Ve kıs aleyhâ!) O halde Allah’ın rahmeti ve yardımı erişmezse vây bu insanların hâline… Bütün bu haller bizim idrakimize göre “bütün Kure-i Arzın” bir volkan gibi infilak ettiği, büyük bir zelzele ile her tarafın birden sarsıldığı ve parçalandığı çok dehşetli ve acip bir halin tasviridir. 6. Mizanı ağır gelenlere gelince… Dünyada insanın ölçeceği şeye göre mizanları/ölçüleri muhteliftir. Uzunluğu metre ile, ağırlığı gram ile, yüksekliği barometre ile, ısıyı termometre ile ölçtüğü gibi, insanın hayır ve şer, hasenat ve seyyiât nevinden olan amellerini de elbette “nur ve zulmetten” kendine has mizan ile ölçecek ve tartacaktır. “Gerçek tartı ve mizan kıyamet günündedir. Mizanı ağır gelenler kurtulanların ta kendileridir. Mizanı hafif gelenler de Allah’ın ayetlerine uymayan ve kendilerini mahveden kimselerdir. ” (Araf, 7:8-9; Mü’minun, 23:102-103) “Kıyamette gerçek adalet ölçülerini koyar, mizanlarımızı kurarız. Hiç kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa da yapılanları ortaya çıkarırız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.” (Enbiya, 21:47) bu ayet-i kerimeler de bu ayeti tefsir ederek mizanın mahiyetini açıklamaktadır. Yine “Zerre kadar hayır işleyen onun mükafatını, zerre kadar şer işleyen de onun cezasını görecektir” (Zilzal, 99:7-8) ayet-i kerimesi ile her şeyin yazıldığı, kayıt altına alındığı bize haber verilmiştir. Ancak “Rahmetim gadabımı geçti” hadis-i kutsisi gereği yüce Allah rahmeti ile muamele ederek, imanları, ihlâsları ve namazlarından dolayı ehl-i imanı affedeceği için ehl-i iman cehennem azabından ve ahiretin dehşetli hallerinden korunacaklardır. Şayet Allah’ın rahmeti, inayeti ve rahmeti olmasa hiç kimse ibadetinden dolayı kendisini kurtaramayacağı kesindir. 7. Onlar razı olacakları bir yaşayış içinde mesutturlar. 8. Mizanı hafif gelenler ise… Hak ağır, batıl hafiftir. Bu nedenle müfessirler hak ve hakikate dayananların mizanlarının ağır olacağı, batıla dalanların ise mizanlarının hafif olacağı anlatılmıştır. Amel defterlerinin ağır gelmesi dünyada hakka uymalarından dolayıdır. Ayrıca amellerin sevabı amel sahibinin ihlâsı, ameli sünnete uygun işlemesi, Allah için sıkıntı çekmesi ve gereken adaba uyması ile artmaktadır. 9. Onun anası ve kucağı “Haviye” olacaktır. Ümm-ü hâviye: Sığınıp varacağı ana kucağı, ana yurdu, aslî vatanı demektedir. 10. Haviye’nin mahiyeti nedir bilir misin? 11. O tutuşturulmuş ve kızıştırılmış bir ateştir. Peygamberimize (sav) “Haviye”nin ne olduğu sorulunca peygamberimiz (sav) “O sizin dünyada yaktığınız ateşten altmış dokuz derece daha sıcak bir ateştir” (Muvatta, 2:994; Müsned-i Ahmed, 2:467; Taberani, Cehennem, 2, 3) buyurmuşlardır. Cehennemin en aşağı derecesine “hâmiye” tesmiye edilmiştir. SONUÇ: Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde bazen amellerin sonuçlarını anlatırken bazen en hafifini misal vererek en büyüğü ile kıyaslamamızı ve anlamamızı istere. “Zulme meyletmeyin azap size dokunur” (Hud, 11:113) ayeti bunun misalidir. Bazen de en dehşetlisini haber vererek azabın dehşetini bize haber vermektedir ki “Haviye nedir bilir misin? O kızıştırılmış bir ateştir” (Karia, 101:10-11) ayeti buna misaldir. Bu ayette yüce Allah “Sizler onun azabının dehşetini anlayamazsınız” buyurarak bu azabın insanın idrakinden daha dehşetli olduğunu ifade etmiştir. Peygamberimiz (sav) “Haviye”nin cehennemin en alt tabakası ve azabın en dehşetli yeri olduğunu ifade ederek buraya “Münafıkların gireceğini” bize haber vermiştir. Münafık dinsiz, imansız olmakla beraber imanlı gibi görünerek yalancılık, fitne ve fesat çevirdikleri, az bir dünya menfaati karşılığı dinlerini sattıkları için yüce Allah onları cehennemin en alt tabakasına atacağını “Münafıklar cehennemin en alt mertebesindedirler” (Nisa, 4:145) ayeti ile bize haber vermiştir. Rivayetlerde bu cehennemin isminin “Haviye” olduğu haber verilmektedir. İnsan aciz, fakir ve her şeye muhtaç olduğu ve mükemmel olmadığı için daima kusurludur. Bundan dolayı istese de kendisini günahlardan kurtaramaz. Her zaman yüce Allah’ın affına, yardımına ve himayesine muhtaçtır. Şayet Allah affetmez ve merhamet etmezse cehennemden kurtulması mümkün değildir. Bu nedenle insanın en önemli meselesi cehennemden kurtulma meselesidir. Bunun için daima Hz. Âdem babamız ve Havva annemizin yaptığı gibi şöyle dua etmelidir: “Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik, şayet sen affetmezsen ve bize merhamet etmezsen kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz.” (Araf, 7:23) Yine mü’minlerin Kur’ân-ı Kerimde tavsiye edildiği gibi daima şöyle dua etmelidirler: Etiketler: Karia Suresi Tefsiri Karia Suresi Haviye Cehennem Münafıklar Mizan Ameller |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|