M. Ali KAYA
Kur’anda kasem ile insanı tefekküre davet eder ve tefekkürden gaflet edenleri ikaz eder. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Evet, kasemât-ı Kur’âniye nevm-i gaflette olanlara karu’l-asâdır." (Muhâkemât, 2006, s.30) Yani sondaj vurma ve araştırmaya sevk etmedir. Bir kısım müfessirler “Yeminden amaç sözünün doğruluğunu pekiştirme ve Allah’ı şahit tutmadır” demişlerdir. Allah'ın sözü için buna ihtiyaç olmadığı açıktır. Zira Allah'ın kendi sözünü yeminle kuvvetlendirmesi düşünülemez. İnanmayan zaten Kur’ânın Allah kelamı olduğuna inanmaz. İnanmayana zaten yeminin bir faydası olamaz. Dolayısıyla müfessirlerin “Yeminden amaç sözün pekiştirilmesi, azim ve kararlılık göstermesi” (Razi, 15:193-194) demeleri Allah kelamı için değil, insanların sözleri için geçerlidir. Bir sözün malum olması ve tekrar edilmesi bir başka mana içindir o da yemin edilen hususa dikkat çekerek “Acaba yüce Allah bununla ne kastetti?” araştırmaya sevk etmektir.
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde pek çok şey üzerine yemin etmiştir. Bunda çok büyük sırlar ve hikmetler vardır. “Güneşe ve ışığına yemin olsun!” (Şems, 91:1) diye başlayan aya, gündüze yemin ederek devam eden yeminlerde muhteşem bir temsile işaret edilmiştir ki bu temsil ile dünyayı bir saraya ve bir şehre benzetmiş ve ondaki varlıkların yaratılış amaçları ve hikmetleri, insanın ise bunları anlayarak Allah’a iman ve itaat ile mükellef olduğu hususu vurgulanmıştır. (Sözler, 2005, 197-213)
“Yasin! Kur’âna yemin olsun!” (Yasin, 36:1-2) buyururken Kur’ân-ı Kerimin mucizevi olan i’câzına ve derece-i hürmette olduğuna işaret etmiştir. “Yıldızların mevkilerine yemin olsun. Bilseniz bu yemin ne kadar büyüktür!” (Vakıa, 56:75-76) ayetinde ise yıldızları dehşetli büyüklükleri ile beraber yerlerine yarleştirmek ve gezegenleri intizamla çevirmekteki azamet-i kudrete dikkatleri çekmekle beraber, aynı yıldızlarla vahye şüphe iras etmeye çalışan şeytanları recmederek gösterdiği haşmetli saltanatı ve vahyin kutsiyetini, asla bir şüphe olmadığı gibi çok önemli hikmetleri bizlere ihtar etmektedir.
Yüce Allah “İncire ve zeytine yemin etmiştir.” (Tin, 95:1) Bu yemin ile azamet-i kudreti ve kemâl-i rahmetini ve en küçük bir meyvede tecelli eden derece-i nimetleri hatırlatarak esfel-i sâfilîn tarafına sukût edip giden insanın yüzünü iman, şükür ve amel-i Salih ile manevi terakkisine çevirerek âlây-ı illiyyîne kadar manevi terakki ve tekamüle mazhar olabileceğini ihtar eder. İnsanın bu dehşetli sukut ve suûduna işaret eder.
Ayrıca Zeytin ve İncir’in hem gıda, hem ticaret metaı, hem yaratılışındaki mükemmellik ve acaib hususları araştırmaya sevk eder. İnsanın bunları dikkate alarak esfel-i safilîne düşememesi ve amel-i salihe çıkması için ders verir.
Daha bunlar gibi “yıldızlara” (Necm, 53:1) yemin ile azametli ve dehşetli yıldızları semalarda gezdiren kudretin “bir kulunu semalarda gezdirmesine” dikkatleri çekerek miracı nebevinin ne derece akla uygun ve kolay olduğuna dikkatimizi çeker.
Meleklere yemin ise meleklerin vazifelerine dikkatlerimizi çekmek içindir. (Murselat, 77:1) Kasem, yani yeminler dikkati çekmek içindir. Yeminlerde çok önemli ve büyük sırlar vardır.
Zariyat’daki yeminler (Zariyat, 51:1) havanın temevvücü ve tasrifatı içinde mühim hikmetleri ihtar etmek içindir. Rüzgârlara memur meleklere kasem ile nazar-ı dikkat havaya çevrilmiştir. Hava unsuru çok nazik hikmetleri ve ehemmiyetli vazifeleri görüyorlar. (Mektubat, 2004, s.662) Yüce Allah aynı surede “Rızkınız ve size vaat edilenler göklerdedir” (Zariyat, 51:22) buyurması rızka dikkat çekmekte ve bunun da göklerde olduğuna işaret edilmektedir. Bu hava âleminde havanın temevvücü ile gerçekleşen pek çok faaliyetlerin insanların rızıkları ile ne derece ilgili olduğuna da dikkatimizi çekmektedir. Bu ayette rızık ve daha başka vaat edilen şeylerin göklere ve havaya bağlı olduğu ifade edilir. Bu cennet olabileceği gibi insanların rızıklarını kazanacağı ve kuvvet bulacağı pek çok şeyin göklerde olduğu anlatılmaktadır.
Yüce Allah ayrıca kendi isimleri üzerine yemin ederek (Nisa, 4:65; Yunus, 10:53; Hicr, 15:92; Meryem, 19:68; Zariyat, 51:23; Tegâbün, 64:7) “Esma-i Hüsnâ”nın önemine ve her şeyin bu esma ile tezahür etmesine ve bütün ilimlerin ve eşyanın hakikatinin her birini bir isme dayanarak hakikat olduğuna dikkatimizi çeker ve “Esma-i Hüsnâ” aynasında varlıkları anlamamızı ister.
Sonuç olarak Kur’andaki yeminler okuyanları onların üzerinde düşünerek tefekkür etmeye davet etmek ve bundan çıkacak olan çok önemli ilimi ve fikrî, ilâhi ve azametli hakikatlere dikkatimizi çekmek ve araştırmaya sevk etmek içindir. Bu ise insanları maddi ve manevi terakki ve tekâmülünü sağlayacağı açıktır. Bütün terakki ve tekâmüller aklı çalıştırmak, eşyayı anlamaya çalışmak ve kalbin tefekkür ve anlayışı ile kazanılmıştır. Yüce Allah yeminlerle insanları bu gaye ve amaca sevk etmek istemiştir. Bunu açıkça yapmaması ise imtihan ve insanlar arasında akıllarından kaynaklanacak olan mertebelerin bulunmasını sağlamak amacına yöneliktir.
Etiketler: Yemin Kurandaki Yeminler Esma-i Hüsna Melekler Sırlar ve Hikmetler Güneş Ay Yıldızlar Tefekkür |