Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow Kuranın İsimleri
Advertisement
Kuranın İsimleri PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 28 Mart 2011

M. Ali KAYA
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde kelam-ı kadimi olan “Teşrî-i İradesi” ve “Kelamına” çeşitli isimler vermiştir. Allah’ın teşrîi iradesini kıraat edip okumak, tilavet etmek, yani güzel bir seda ile okuyup dinletmek ve tebliğ etmek, kitabet ile yazıp çoğaltmak ve insanlara ulaştırmak Allah’ın emridir. Bu konuda Kur’ân-ı Kerimde yüzlerce ayet vardır. Kur’ân-ı Kerimin vasıflarını öne çıkaran, Kur’â-ı Kerimde ve hadislerde geçen doksana yakın ismi vardır. Bunların bir kısmını ve en öne çıkanlarını bilmek ve buna göre Kur’âna değer vermek ve anlamaya çalışmak gerekir.

Esmâü'l-Kur'ân / Kur'ânın İsimleri:
1. Kur’ân:
Devamlı olarak okunan kitap anlamına gelmektedir. Gerçekten de dünyada en çok okunan kitap Allah kelâmı olan Kur’ândır. Mü’minler her zaman “Bismillah” “Elhamdülillah” “Allah” “Allahü Ekber” “Sübhanallah” “Lâ ilâhe illallah” diyerek, namazlarda ve merasimlerde okuyarak, hatim indirerek ve her gün milyonlarca insanların dilinde okunmaya devam etmektedir.

2. Kitap: Yazılarak her tarafa dağıtılan anlamındadır. Yeryüzünde acaba Kur’ândan daha çok yazılan, basılan ve dağıtılan bir kitap var mıdır?

3. Furkan: Hakkı bâtıldan ayıran. Kur’an varlık aleminde, melekût âleminde ve ahiret âleminde bulunan doğruları ortaya koyarak insanların bu konulardaki yanlış düşünce ve inançlarını ayırmaktadır.

4. İnzâl: Levh-i mahfuzdan bir anda varlık ve dünya semasına inzal edildiği ve “Nâmûs-u Ekber” olan Cebail’e (as) teslim edildiği için bu ismi almıştır.

5. Tenzil: Dünya semasından Cebrail (as) vasıtası ile “Esbab-ı Nüzul” çerçevesinde 23 senede ayet, ayet, Sure, sure Hz. Peygamberin kalb-i mübarekine indirildiği ve sadık ve mübarek lisanından insanlara öğretildiği için bu ismi almıştır.

6. Zikir: Allah’ın anılmasına, insanın vazifelerinin ve ahiret hayatının / ölümün hatırlanmasına sebep olduğu, insanları dünyaya ve gaflete dalmaktan koruduğu için bu ismi almıştır.

7. Nur: İnsanların akıllarını ve kalplerini iman nuru ve getirdiği ilim ile aydınlattığı ve insanlığın geleceğini çizdiği hedefler ve ilmî hakikatlerle aydınlattığı için kendisine “Nur” denmiştir. “Allah yerlerin ve göklerin nurudur” (Nur, 24:35) ayeti Kur’ânın bu yönüne işaret etmektedir.

8. Hüdâ: İnsanları heva ve hevese, nefsin isteklerine ve aklın sapıtmalarından koruyarak hak ve hakikate, Allah’ın yaratılış amacına yönlendirdiği için kendisine “Hüdâ” denmiştir. Hüdâ, hidayete yönlenmek demektir. Hidayet ise istikamet ve doğru yoldur. Bu da insanın “hikmet, iffet ve şecaat” gibi ahlâkî erdemleri kazanarak “adalet ve istikamet” üzere olmasıdır. Kur’ân bunu sağladığı için “Hüdâ” denilmiştir.

9. Rûh: Hayat veren anlamına gelen “rûh”un Kur’âna isim olması, onun okuyana ebedî bir hayat bahşetmesinden kaynaklanmaktadır. Kur’âna inanarak okuyanı ebedî ve sermedî bir hayata mazhar kılmaktadır. 

10. Şifâ: Her nevi maddi ve manevî hastalıkları, sıkıntı ve üzüntüleri ortadan kaldırdığı için okuyanlara “Şifa” vermekte ve bundan dolayı da “Şifâ” ismi ile anılmaktadır.

11. Beyan: Açıklayan anlamındadır. Kur’ân-ı Kerim kâinatın ve insanın yaratılış amacını anlatmekta ve açıklayarak beyan etmektedir. Ayrıca insanın vazifelerini, saadet-i ebediyenin nasıl kazanılacağını açıklamaktadır. Bu nedenle bir ismi de “Beyan”dır.

12. Hak: Gerçek anlamına gelen hak Allah’ın her şeyi hak ve hakikat olarak yarattığını ve daima hak ve hakikatten bahsettiği, insanları hak ve hidayete sevke ttiği için bu isim verilmiştir.

13. Mevize: İnsanlığa Allah tarafından öğüt olduğu için bu isim verilmiştir.

14. Belağ: Aklın ve kalbin anlaması çok zor olan hakikatleri çok veciz bir şekilde kısa ve öz ifadelerle anlattığı için bu isim verilmiştir.

15. Adl: Her konuda, her hak sahibine hakkını verdiği ve hiçbir haksızlığa sebep olmadığı, her sahada adli ve adaleti temin ettiği için bu isim verilmiştir.

16. Mübârek: Kutsal olup, Allah’ın kutsiyetini izah ettiği ve kemalatını en güzel şekilde anlattığı ve okuyanlarını da kutsal hale getirdiği için bu isim verilmiştir.

17. Rahmet: Allah’ın rahmetinin en kutsi sözü olup her konuda hem insanlığa hem tüm varlıklara rahmet olduğu ve okuyanları Allah’ın rahmetine mazhar ettiği için bu isim verilmiştir.

18. Beşîr: İnsanlığa müjde ve saadet getirdiği için kendisine “Beşir” denmiştir.

19. Nezir: Kur’âna uymayan ve inandığı halde ibadet konusunda gevşeklik gösterenleri tehlikeleri haber verdiği ve korumaya çalıştığı için bu isim verilmiştir.

Kur’ân-ı Kerim Allah tarafından vahiy yoluyla Arapça olarak ayetler ve sureler şeklinde peygamberimize (sav) inzal edilmiş ve tevatüren bize kadar gelmiştir. Kur’ân-ı Kerim 114 Sure, 6236 ayet, 77.439 kelime, 323.015 harftir. İcaz, sağlamlık ve güzellikte muhkem, mufassal ve müteşabih gibi kısımlara ayrılır. Akıl sahiplerine her konuda öğüttür.

Kur’ân-ı Kerim insanlık için gereken her şeyi açıklamıştır. (Nahl, 16: 89) Peygamberimiz (sav) “Onda sizden öncekilerin durumları, sizden sonrakilerin haberleri ve aranızdaki meselelerin hükümleri mevcuttur” (Müsned-i Ahmed, 1:91; Darimi, Fedailu’l-Kur’ân, 1) buyurmuştur.

Kur’ân-ı Kerimin nüzulüne ait üç husus vardır ve bu hususlar da üç kavram ile izah edilmiştir. Birincisi “İnzal” terimidir. Kur’ân-ı kerimde geçen inzal teriminin anlamı bir gecede ve toptan Kur’ân-ı Kerimin dünya semasına ve Cebrail’e (as) inzal edilmesini ifade eder. İkincisi, “Tenzil” terimidir. Bu da dünya semasından ayetler ve sureler şeklinde nüzul sebepleri tahtında peygamberimizin (sav) kalbine vasıtalı ve vasıtasız olarak indiğini ifade etmektedir. Üçüncüsü ise “Tenezzül” terimidir. Tenezzül ise yüce Allah’ın insanların seviyelerine göre konuşması ve ilâhî hakikatleri insanların anlayacakları dille ifade etmesidir. Bu nedenle Kur’ân-ı Kerimde temsiller, teşbihler ve hatta “müteşabih” dediğimiz “Allah’ın eli, yüzü ve inmesi” gibi tabirlerdir ki Yüce Allah insanların anlaması için Allah’ın işlerini insanların yaptığı işlere benzeterek anlatmaktadır. Misal olarak “Allah’ın arşta istivası” padişahın tahtından ülkeyi yönetmesine benzeterek anlamalarını istemiştir. Bu gibi misâllerle insanların seviyesine inmiştir. Bir adamın konuşmaya yeni başlayan bir çocuğun anlaması için onun gibi çat-pat konuşarak seviyesine inmesi gibidir. Bu hakikate “Tenezzülâtü’l-İlâhiyyeti ilâ ukûli’l-beşer” denilmektedir.

Allah-u Teâlâ Kur’ân-ı Kerimi “Kadir Gecesinde dünya semasına inzal etmiştir.” (Kadir, 97:1; Duhân, 44:3) Bu inzalin Ramazan ayında olduğunu da açıkça ifade etmiştir. (Bakara, 2:185) Bu konuda Hz. Abdullah b. Abbas (ra) “Kur’ân “Zikir”den ayrılarak Beytü’l-İzze” denen dünya semasına bir gecede toptan inzal edilmiştir. Burada “Namus-u Ekber” ve “El-Emin” olan Cebrail’e (as) teslim edilmiştir. O da “Esbab-ı Nüzul” tahtında izn-i ilâhi ile ayet, ayet ve sure, sure peygamberimize (sav) getirmiş ve 23 senede tamamlamıştır demektedir. (Zerkeşî, El-Burhân fî Ulûmi’l-Kur’ân, 1:228-230)


Etiketler:  Kuran İnzal Tenzil Tenezzül Kitap Hak Beyan Nur Hüda Kuranın İsimleri Zikir
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ