Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow KUREYŞ SURESİ TEFSİRİ
Advertisement
KUREYŞ SURESİ TEFSİRİ PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 19 Ocak 2009
Yazı Index
KUREYŞ SURESİ TEFSİRİ
Sayfa 2

M. Ali KAYA

GİRİŞ
Kureyş Suresi Mekke’de 29. Sure olarak Tîn Suresinden önce, Kâria Suresinden sonra nâzil olmuştur. 4 ayet, Hicaz ulemasına göre 5 ayet, 17 kelime ve 73 harftir.
Kureyş’i birinci derecede muhatap aldığı için surenin adına “Kureyş Suresi” adı verilmiştir. (Buhari, Tefsir, 106; İbn-i Kesir, 8:512) Surede yüce Allah hiçbir gelir durumu ve geçim kaynağı olmayan çöl ikliminde Kureyş’e verilen ticari imtiyazlardan, emniyet, istikrar ve zenginlik gibi nimetlerden bahsederek bunların hakiki sahibi ve “Mün’im-i Hakiki” olan Kâbe’nin Rabbi yüce Allah’a iman ve ibadet edilmesi istenmektedir. Zira bu nimetler Kâbe hürmetine kendilerine verilmektedir.

Kureyş Kabilesi Hz. İsmail (as) soyundan gelen Adnan’ın çocuklarından oluşan büyük bir kabiledir. Hz. Peygamber döneminde on koldan oluşmaktaydı. Bunlar, Nevfel, Zühre, Mahzum, Esed, Cumah, Sehm, Ümeyye, Haşim, Teym, ve Adiyoğulları idi. Kureyş kabilesi Kâbe çevresinde diktikleri Hübel putuna taparlardı. İsaf ve Nâile adında iki putun yanında da kurbanlarını keserlerdi. Ayrıca her kabilenin kendine has putları da vardı.
 

Mekke’nin fethine kadar İslam ile mücadele eden Kureyş kabilesi Mekke’nin fethinden sonra tamamen Müslüman olarak İslam için mücadele etmiş ve bu mücahedede daima en ön sırada yer almıştır. Bunun sebebi peygamberimizin (sav) “Allah’ım! Kureyş’in öncekilerine azabı tattırdın, sonrakilerine de nimeti ve ihsanını tattır” (Tirmizi, Menâkıb, 66) duasıdır.

Peygamberimiz (sav) “İnsanlar madenler gibidir; cahiliyede hayırlı olanlar, İslam döneminde de hayırlı olanlardır. Câhiliye döneminde Arap kabileleri emaret ve yönetim konusunda en şerefli olan Kureyş’e uyarlardı. Arapların hanifleri, mü’minleri ve iyileri Kureyş’in mü’minlerine ve iyilerine, müşrikleri ve kötüleri de Kureyş’in müşriklerine ve kötülerine uyarlardı.” (Tecrid-i Sarih, 9:220) “Bundan sonra da hilafet Kureyş’te olmaya devam edecektir. Onlar dini vecibeleri yerine getirdikçe ve adaleti icra ettikçe hiç kimse onlara düşmanlık etmeyecektir. Şayet onlar dinden ve adaletten uzaklaşırlarsa Allah Kureyş’i rezil eder, yüz üstü bırakır.” (Tecrid-i Sarih, 9:220) buyurmuşlardır.
  
NÜZUL SEBEBİ
Kureyş Arapların en şerefli ve en büyük kabilesidir. Hz. İsmail (as) soyundan gelmektedirler. Ensab bilginlerine göre Kureyş’in atası Nadr b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnan’dır. Peygamberimiz (sav) Kureyş’in Hâşimoğulları koluna mensuptur. Kâbe reisliği konusunda da Hâşimoğulları ve Ümeyoğulları (Emevîler) arasında mücadele konusudur.

Cahiliye döneminde Kureyş Allah’a inanıp Kâbe’ye Allah’ın evi olarak saygı gösterip hizmet etmeleri ve Kâbeyi tavaf edip haccetmelerine rağmen putlara tapar ve çeşitli bid’alar icad ederek bunları korumaya çalışırlardı. Bu Allah’a şirk olduğu için yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Müşrik” adını vermiştir. Kâbe’nin putlarla dolu olarak kalması hicretin 8. Senesi peygamberimizin (sav) Mekke’yi fethederek Kâbe’yi putlardan temizlemesine kadar sürmüştür. Kur’an-ı Kerim nazil olmaya başladığı 610 yılından 630 yılı Mekke’nin fethine kadar geçen 20 sene Kâbe’de putlara ibadet edilmeye devam etmiştir.
 
Kureyşliler Kâbe’yi Allah’ın koruduğuna inanıyorlardı. Çünkü peygamberimizin doğduğu sene, doğumundan 50 gün öncesi Ebrehe’nin Fillerle ve Ordusu ile Kâbe’yi yıkmak için geldiği zaman Kureyş dağlara çekilmiş, Mekke’yi boşaltmışlardı; ama Allah Ebabil kuşlarını göndererek Ebrehe’nin ordusunu helak etmiş, Mekke’ye sokmamış ve Kâbe’ye dokundurmamıştı. Ne zaman ki peygamberimiz (sav) Mekke’yi fethetti ve Kâbe’deki putları temizledi. Kureyş peygamberimizin (sav) Allah’ın elçisi olduğunu anladı ve kalpleri tatmin oldu. “Muhammed Allah’ın peygamberi olmasaydı Mekke’ye giremezdi ve Kâbe’ye dokunamazdı” dediler.

Mekke’nin fethinden sonra Kureyş kabilesi tamamen Müslüman oldular. Diğer Arap kabileleri de onlara uydular.
Bundan sonra Kureyş bu surede kendilerine emredilen “Kâbe’nin Rabbine iman ve itaat etmeye” din-i mübîn-i İslam’ın yücelmesi için ellerinden gelen gayreti göstermeye başladılar. İslam’ın dünyaya yayılması için daima ön saflarda mücadele etmeye çalıştılar.

Yüce Allah onların isimlerini Kur’ân-ı Kerimde zikredip, “Kureyş Suresi” ismi ile sure inzal buyurarak Kureyş’in şerefini artırmış ve onları bu nimetlere karşılık itaat ve ibadete davet etmiştir. Tabii ki Kureyş’in Allah’ın kendilerine olan bu nimetlerini anlamaları yirmi seneyi bulmuştur. Ancak yirmi sene içinde bunu idrak etmişlerdir. 
 
YÜCE MEÂLİ
1. Kureyş’in güvenliği ve esenliği, barış ve emniyet içinde yaşaması sebebiyle,
2. Kışın ve yazın güven içinde sefer ve ticaret yapmaları sebebiyle,
3. Bu Beytullah olan Kâbe’nin Rabbine ibadet etsinler.
4. Kendilerini açlıktan doyuran ve korkulardan emin kılan Allah’a ibadet etsinler.

TEFSİRİ

1. Kureyş’in güvenliği ve esenliği, barış ve emniyet içinde yaşaması sebebiyle,

Kureyş suresi Fil Suresinin devamı gibidir; ancak müstakil ayrı bir sure olduğuna Cumhur-u Ulemanın ittifakı vardır. Fil suresinde Fil olayı anlatılarak Allah’ın koruması nazarlara verilirken, bu surede Kureyş’in geçimi ve güven içinde ticaret yapmalarını nazar-ı dikkate verilmiştir. Kış ve yaz seyahatlerini güvenle yapmalarına ve ticârî kazançlarına dikkat
çekilmiştir.

Îlâf: Sevmek, adet edinmek, ülfet, güven ve esenlik içinde yaşamak anlamlarını ifade etmektedir.

Nitekim yüce Allah buyurur: “Bizim Kâbe çevresini harem yapıp sakinlerini koruduğumuzu görmezler mi ki, çevrelerindeki insanlar zorla kapılıp götürüldüklerini biliyorlar. O halde Allah’ın bu nimetine küfran-ı nimet mi ediyorlar?” (Ankebut, 29:67) Bu ayette de Allah’ın Kureyş’e nimetleri hatırlatılmaktadır.

Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde “Allah Kureyş’e yedi ayrı özellik vererek diğer milletlerden üstün kılmıştır. Ben Kureyştenim, nübüvvet de Kureyştedir. Mekke hacipliği, hacılara su dağıtma görevi onlardadır. Allah Fil ordusuna karşı onları korumuştur. Kimse Allah’a ibadet etmezken onlar ibadeti terk etmemişlerdir. Allah onlar hakkında Kur’anda müstakil sure inzal buyurmuştur. Sonra da Kureyş Suresini okumuştur.” (İbn-i Kesir, Tefsir, 4:591)

2. Kışın ve yazın güven içinde sefer ve ticaret yapmaları sebebiyle,

Yüce Allah Kureyş’e yaz ve kış ticari seferlerini güven içinde yapmaları nimetini vermiştir. Yazın Bizans’a ve İran’a, kışın da Yemen ve Habeşe (Etopya) seferler düzenleyerek ticari imtiyaz vermiş ve istikrar sebebi ile de zengin olmalarını sağlamıştır.  Bunun sebebi onların Kâbe’ye olan hizmetleridir.

Arapların bir devleti olmadığı için kendilerini koruyacak askerleri ve istilalardan koruyacak güçleri de yoktu. Buna rağmen düşman istilasından devamlı olarak masun kaldıkları gibi ticaret yolları üzerinde pek çok eşkiyalar bulunduğu halde Kureyş Kervanına kimseler dokunamamaktaydılar.  Bizans, Sasani Devleti, Yemen ve Habeş ile olan münasebetlerinde de devamlı olarak himaye görmüşlerdir.

Kuryşliler ayrıca Taifin serin yaylalarında ve kışın Yemen’in ılık bölgelerinde serbestçe seyahatlerde bulunurlar ve ticaret yaparak büyük karlar elde ederler ve her gittikleri yerde büyük saygı ve himaye görürlerdi. Hac döneminde de büyük panayırlar ve ticaret merkezleri kurarak büyük gelirler elde ederlerdi. Ayrıca bu panayırlarda şiir, hitabet dallarında yarışmalar tertip ederek her sene ilk yedi sıraya gireni Kâbe’ye asar ve bu şair ve hatiplere büyük değer verirlerdi. Bu da Arabistan’da şiir ve edebiyatın gelişimine büyük katkı sağlamıştır.

Bütün bunlar “Kâbe’nin Rabbi olan Allah’ın lutfu ve ikramı” idi. Bu nimetler ise şükrü gerektirmektedir. Şükür ise Allah’a iman ve itaat etmekle olur. Allah’a itaat ise gönderdiği elçisine iman ile olur. Yüce Allah bunu emretmektedir.


 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ