Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow İrşad ve Hitabet arrow Tefsir Dersleri arrow Müşkilül Kuran
Advertisement
Müşkilül Kuran PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 31 Mart 2011

M. Ali KAYA
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Onlar Kur’ânı düşünmezler mi? Şayet bu Kur’ân Allah katından gelmemiş olsaydı ayetlerin arasında büyük çelişkiler ve ihtilaflar olurdu” (Nisa, 4:82) buyurmaktadır. Gerçekten de Kur’ân-ı Kerimde hiçbir çelişki yoktur ve bütün Kur’ân ayetleri birbirini tamamlamaktadır.

1. Kur’ân-ı Kerimin okunuşunda büyük bir selaset vardır ki dile ağır gelmez okundukça okunmak ister ve kulağa hoş gelir, okundukça dinlenilmek ister.

2. Büyük bir selamet vardır, lafızları da manaları da hatadan salimdir.

3. Ayetler arasında büyük bir tesanüt vardır ki kemerli binalardaki bir ayetleri birbirine dayanarak Kur’ânı bir bina gibi sarsılmaktan korumaktadır.

4. Ayetler arasında büyük bir uyum vardır ki ayetler birbirinin ihtiyacına cevap verir, birbirine uyum sağlar, en baştaki ayetler ile en sondakilerin uyumu aynıdır. Ayetler birbirine yabancı olmadığı gibi birbirlerine yardımcı olur ve birindeki anlaşılmayan şeyi diğer ayet açıklar.

5. Parça parça ayrı zamanlarda nazil olduğu halde sanki bir anda nazil olmuş gibi birbirine uyum içindedir.

6. Nüzul sebepleri ayrı ayrı olduğu halde sanki bir sebepten dolayı nazil olmuş gibidir.

7. Çeşitli sorulara cevap olup insanların tüm ihtiyaçlarına cevap verdiği halde sanki bir sorunun cevabı gibidir.

8. Çeşitli olaylar ve farklı sebeplerle nazil olduğu halde intizamından sanki bir hadise için nazil olmuş gibidir.

9. “Tenezzülât-ı İlâhiye” denilen muhatapların anlayışlarına uygun ve farklı seviyede ve asırlarda yaşayan insanlara hitap olduğu halde sanki muhatap birdir.

10. Herkesin anlayacağı seviyede hitap etmekte ve herkes ondan kendi seviyesine göre istifade etmektedir.

11. İrşadın gereği olarak önemli konuları ve hususları tekrar ederek tesis etmektedir. Tekrarı usandırmaz, zevki izale etmez, misk gibi tekerrür ettikçe daha da güzel kokular verir.

12. Kur’ân kalplere gıda, ruhlara şifa, akıllara tezkir ve ilimdir. Tekerrür ettikçe, okundukça daha güzel olur ve daha lezzet verir.

13. İnsan hayatında her an havaya, her vakit suya, her gün gıdaya ve her hafta ziyaya muhtaçtır. Bunların tekerrürü gerçekte tekrar olmayıp ihtiyacın tekrarından kaynaklanmaktadır. İnsan da Kur’anda zikredilen her şeye bütün yönleriyle muhtaçtır. Bazı şeylere hava gibi her zaman ihtiyaç duyar, “Hüvellah” gibi… Bazı şeylere her saat ihtiyaç duyar “Bismillah” gibi… Bu nedenle insanın ihtiyacı olan şeyler ihtiyaç nispetinde Kur’ânda çok tekrar edilmiştir. (Mesnevi, 126-127)

Kur’ânın müşkilat vardır denilen ve çelişki gibi gözüken hususlar aslında çelişki değil, bir bütünün parçaları ve bir konunun çeşitli yönleridir. Meselâ, İnsanın yaratılışını anlata ayetlerde toprak (Al-i İmran, 3:59) balçık (Hicr, 15:26) kuru balçık (Rahman, 55:14) ve Nutfe (Nahl, 16:4) çelişki değil, yaratılışın farklı safhalarıdır.

Bazı çelişki gibi görünen hususlar da “konu farklılığından” kaynaklanmaktadır. Mesela, “Kadınlarınız arasında adalet yapmaktan korkuyorsanız bir kadınla evlenin” (Nisa, 4:3) ayeti ile “Ne kadar isterseniz de âdil olamazsınız” (Nisa, 4:129) ayeti çelişkili gibi gözükmektedir. Burada birinci ayette maddi olarak adaletli davranmaktan ikinci ayette de manevi ve kalbi olarak sevgide adalet yapamayacağından bahsetmektedir. Birincisi maddi, ikincisi manevi bir durum olduğu için biri diğerini açıklamakta ve tamamlamaktadır.

Bazı ayetler bir işin farklı yönlerine dikkatleri çekmektedir. Bu konuda misal olarak “Attığın zaman sen atmadın” (Enfal, 8:17) ayetini gösterebiliriz. Burada avucuna toprağı ve kumu alarak atan peygamberimize yüce Allah “öldürdüğünüz zaman siz öldürmediniz ve attığında sen atmadın” buyurarak birinci ifadede insan kesbine, ikinci ifadede ise Allah’ın halk ve takdirine dikkatleri çekmektedir. Burada kesbi insana, halkı ve yaratmayı ise Allah’a isnat ederek kaderle ilgili önemli bir ayrıntıya dikkatleri çekmektedir.

Bir kısım ayetlerde ise yüce Allah hakiki ve mecâzî manalara dikkatimizi çekmektedir. Misal olarak “Sen onları sarhoş gibi görürsün ama onlar sarhoş değillerdir” (Hac, 22:2) buyurur. Burada insanlar içkili olmadıkları halde Allah’ın azabını gördükleri zaman kendilerinden geçerek sarhoş gibi olacaklarına dikkati çekmektedir. Burada sarhoşluk mecâzi anlamda kullanılmıştır.

Bu misallerde olduğu gibi İslam bilginleri bu gibi müşkül meseleleri açıklayan kitaplar telif etmişlerdir.

Fıkhî hüküm ifade eden ayetlerdeki hüküm bilinmeyecek derecede kapalı olan müşkülat müçtehitlerin nasslar ve bunların amaçlarını birleştirmek için yaptıkları içtihatlarla ortadan kalkmaktadır. Müşkül ayetlerde görülen kapalılık, yani müşkülat genellikle nisbîdir. Müçtehitler lafzın muhtemel bulunduğu anlamları ele alarak lafzı kuşatan karineler vasıtasıyla bu anlamlardan hangisinin kast edilmiş olduğunu tespit için delillerini ortaya koyarak içtihat yaparlar. İçtihat yapmaya ehil olmayanlar da bu içtihatlara uyarlar. Yüce Allah bu müşkülatı ümmet için bir rahmet ve ulema için bir şeref vesilesi yapmıştır. Nitekim boşanan kadınların iddetlerinin belirlenmesinde “Kurû” kelimesine Hanefi uleması “ay halini” Şafii uleması ise “iki ay hali arasındaki temizlik süresi” anlamını vererek içtihat etmişler ve bununla amel etmişlerdir. (M. Ebu Zehra, Usul-i Fıkıh, s.327-329)
 


Etiketler:  Müşkilül Kuran Kur'an-ı Kerim Ayetler Nüzul Sebepleri Tenezzülat-ı İlâhiye
 
< Önceki   Sonraki >