M. Ali KAYA
Meâl-i Âlisi:
7. İçinde düzgün yolları ve yörüngeleri bulunan gökyüzüne yemin olsun.
8. Sizler büyük bir çelişki ve kafa karışıklığı içindesiniz.
9. Bu çelişkiden ihlâslı olan ve gerçekleri arayanlar hakka döner ve kurtulurlar.
10. Zan ve tahmin üzere çeşitli fikirleri ileri süren yalancılar kahrolsunlar.
11. Onlar sarhoşluk içinde ne yaptığını ve ne konuştuklarını bilmezler.
12. Ahiret ve hesap günü ne zaman diye sorarlar.
Terimler ve Açıklamalar:
1. Zât-ı Hubuk: Yörüngelerin ve galaksilerin oluşturdukları yollar ve şekiller anlamına gelmektedir. Sarsıntısız düzgün yollar gezegenlerin ve galaksilerin yolları olup hiçbir gürültü ve sarsıntı çıkarmadan üzerlerindekini rahat ettirmektedirler. Bu durum Allah'ın ilim, irade ve kudretini en güzel şekilde göstermektedir. Yüce Allah bunlara dikkatimizi çekmektedir.
2. Kavl-i Muhtelif: Müşriklerin bir taraftan Allah’ı ve ahreti inkâr ederlerken diğer taraftan putların ahrette kendilerine şefaat edeceğini söyleyerek şirklerini izah etmeye çalışmalarına dikkatleri çekmektedir. Bu gibi çelişkili ifadelerle onların ne kadar kafa karışıklığı içinde olduklarını belirtir. Bir taraftan “yeri ve göğü yaratanın Allah olduğuna inandıklarını itiraf ederler” öbür taraftan Allah'ın işlerini tabiat, tesadüf ve sebeplere verirler ve bu konuda da büyük bir çelişki içindedirler ve birbirini asla desteklemeyen bireysel farklı düşüncelere sahiptirler. Bu nedenle onların düşünceleri ve fikirleri birbirini desteklemez. Bir taraftan peygamberin asla yalan söylemediğini ve söylemeyeceğini kabul ederler “Muhammedü’l-Emin” derler, diğer taraftan getirdiği dinin hakikatlerini inkâr eder ve bu konuda da fikir birliğine varamayarak bazıları “şair” bazıları “kâhin” bazıları da “mecnun” diyerek ne dediklerini kendileri de bilmez ve kendi fikirlerine kendileri de inanmazlar. Birbirlerini de yalanlayarak tam bir çelişki içinde olduklarını gösterirler.
3. Yü’fekü anhü men üfik: Hak ve hakikati, Allah rızasını ve gerçeği arama sevdasında olmayanlar çelişkilerden kendilerini kurtaramazlar manasında “efeke” batıla dalmak ve haktan ayrılmak manalarında kullanılan bir kelimedir. “Batıl düşünceler içine düşen ve bunları müdafaa edenler kesinlikle batılda boğulur” demektir. Batıl ve sapık düşünceler bir hak ve hakikate dayanmadıkları için bu fikir ve düşünceleri müdafaa edenler asla bunun mantıklı ve gerçekçi bir izahını yapamazlar, saplanıp kalırlar ve kafa karışıklığından da kendilerini kurtaramazlar demektir.
4. Harrâsûn: Hars, toprağa tohum atmak ve zer’ etmek, ekmek, anlamına gelen bir kelimeden türeyen “İsm-i Fâil”in çoğulu olup “Yalan dolan sözleri, zan ve tahmine dayanan fikirleri ortalığa saçan ve insanların akıllarına ve zihinlerine ekmeye çalışan ve kalplerine saçarak inanmalarını sağlayan ve onlardan pek çok sapık fikirler üremesini bekleyenlerdir. “Kutile’l-Harrâsûn!” işte böyleleri kahrolsunlar ve helak olsunlar” anlamında beddua ve lanet etmedir. “Kahrolası insan ne nankördür!” (Abese, 80:10) ayetinde olduğu gibi bedduadır. Allah her kime lanet etmişse o artık helak olmuştur. Ragıb el-Isfahânî, “zan ve tahmine dayanan her söze hars denir” demektedir.
Kur’ân-ı Kerimde “Harse’l-âhire” (Şura, 42:20) terimi geçmektedir ve bu “dünyanın ahretin tarlası” olması hasebiyle “sevap ekme” ve ürününü ahrette alma anlamındadır.
5. Ğamret-i Sâhûn: Gamret bük bir cehâlet ve şuursuzluktur. Sahûn ise sarhoşluk anlamına gelir ki “cehalet sarhoşluğu” demektir.
6. Yevmu’d-dîn: Din günü, yani ceza ve mükâfatın verileceği o mahşer günüdür. O gün hayır ve şerre mükâfat ve ceza verileceği gündür. Hakaik-ı diniyenin yani dinin hakikatlerinin ortaya çıkacağı gündür. Yine o gün dâire-i itikadın daire-i esbaba galebe edeceği gündür. (İşaratu’l-İ’câz, 2006, s. 40)
Tefsiri:
1. Ve’s-semâi zati’l-hubuki: Düzgün hâreli yollara sahip olan semaya yemin olsun…
Yüce Allah buradaki kasemle düzgün hareli ve üzerindekileri sarsmadan taşıyan dünya semasının gemileri ve tayyareleri olan gezegenlerin takip ettiği yörüngelere dikkatimizi çekmiştir. Yasin Suresinde “Güneş de kendi müstakarrında / yörüngesinde akıp gitmektedir. Ay da kendi menzilinde hareket eder. Her ikisi de birbirleri ile çarpışmadan ve yollarını kesmeden her biri kendine has feleğinde / yörüngesinde yüzerler” (Yasin, 36:38-40) ayetleri ile semadaki yolların keyfiyeti izah edilmiştir.
Zariyat Suresindeki “Cariyat-ı Yüsren” ile Yasin Suresindeki “Küllün fi felekin yesbehun” ifadesi birbirini tamamlamaktadır. Yörüngesinde ve mecrasında kolaylıkla akıp giderken “yesbehun” ifadesi ile hem gemilerin denizde kolayca kayarak yüzmelerini hem de Allah’ı tesbih ederek Allah'ın kudreti ile cereyan ettiklerini ifade eder. Îcaz içinde büyük bir i’caz gösterir.
“Küllün fî felek” Arapça yazılışı ve okunuşu hem baştan sona, hem sondan başa aynı olması ile yörüngelerin yuvarlak ve elips şeklinde baştan sona ve sondan başa döndüğüne ima ile gezegenlerin ve galaksilerin hareketlerinin nasıl olduğuna da işaret eder.
2. İnneküm lefî kavlin muhtelif: Sizin sözleriniz çelişkili ve karmakarışıktır.
Karışık söz kafa karışıklığından, bu da bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Müşriklerin bilgileri olmadığı için zan ve tahmin üzere, heva ve hevese göre fikir üretirler. Bu da değişen şartlara ve durumlara göre değiştiği için ikide bir fikir değiştirirler. Bir defasında ak dediğine diğerinde kara demekten kurtulamazlar. Bilgileri gerçeğe dayanmadığından dolayı ağızlarında farklı fikir ve düşünceler çıkar. Bu da dinleyenleri ne dediklerini anlamamaya sevk eder.
3. Yü’fekü anhü men üfik: Bu saçma iddialara ve gerçeğe dayanmayan fikir ve düşüncelere kapılanlar gerçeği kabul etmedikleri sürece battıkça batarlar ve boğuldukça boğulurlar. Genel bir tabirle “çırpındıkça batarlar.” Bu durumdan ancak hak ve hakikati arayan, Allah’tan korkan ve iman edenler kurtulabilirler. Bu da ancak Allah'ın hakikati arayan kuluna iyi niyet, ihlâs ve samimiyetinden dolayı yardım ve hidayet etmesi ile mümkündür.
4. “Kutile’l-Harrâsûn!”: Kahrolsun saçma düşüncelerle kafa karıştıran yalancılar...
“Kutile” ifadesi hakaret ve lanet için kullanılmıştır. “Kahrolsun, helak olsunlar” anlamındadır. Abese suresinde “kahrolası nankör insan!” (Abese, 80:17) ve “Ashab-ı Uhdud kahrolsun!” (Buruc, 85:4) ayetlerinde ve “Üzeyir Allah'ın oğludur” diyen Yahudiler ve İsa Allah'ın oğludur diye insanları yoldan çıkaran ve imandan küfre saptıranları Allah kahretsin” (Tevbe, 9:30) ayetinde beddua ve lanet manasında kullanıldığı gibi bu ayette de aynı anlamda kullanılmıştır.
Yüce Allah gerçeğe dayanmayan yanlış düşüncelerle kafa karıştıran ve insanları yoldan çıkarmaya, kendi düşüncelerine çekmeye çalışanları, iftira ve yalanlarla halkı aldatanları bu ayeti ile lanetlemektedir.
5. Ellezîne hüm fî gamretin sâhûn: Onlar cehalet sarhoşluğu ile ne konuştuklarını ve ne yaptıklarını bilemezler.
Cehalet, sarhoşluk veren içki gibi onları öyle kaplamıştır ki ne yaptıklarını ve ne konuştuklarını bilmemekte ama kendilerini büyük bir bilgin gibi görerek etrafa birçok fikirler saçmaktadırlar. Ahmaklar da onların sözlerine gerçek bilgi gibi değer vermekte, zan ve tahmin üzere konuştukları saçma sözlerini alarak parlatıp aktarmaktadırlar.
6. Yes’elûneke eyyane yevmeddîn: Kıyamet ne zaman kopacak da biz dirilip hesaba çekileceğiz diye alayvarî sorarlar.
Kafası cehaletten sarhoş olmuş ve kafası karışmış sebepleri merci edinerek Allah’ı, peygamberi ve ahret gününü inkâr ederek çelişki içinde olanlar “Kıyamet ne zaman kopacak da sizin vaat ettiğiniz hesap günü gelecek?” diye istifham-ı inkârî şeklinde alay etmek için sorarlar. İşleri güçleri dalga dümendir.
Sonuç:
Yüce Allah Mekke müşriklerinin şahsında aynı düşünce ve inanca sahip olan ve insanları hak ve hakikatten uzaklaştırmaya çalışanları Zariyat Suresinin ilk 12 ayeti ile böyle haber vermekte ve inananlara da onların hile ve desiselerini anlatarak uyanık olmaları konusunda ikaz etmektedir. Etiketler: Zariyat Suresi Kavl-i Muhtelif Zat-ı Hubuk Hars Harras Atom Zerre |